KORONA VE DOĞANIN YIKIMINA TEMEL ÇÖZÜM

KORONA VE DOĞANIN YIKIMINA TEMEL ÇÖZÜM

Bu gidişle yaşanacak bir dünya kalmayacak. O halde yaşanacak bir dünyayı nasıl kuracağız? Tek başına bilim yeterli mi?

Korona salgınında da bir kez daha görüldü ki; bilim ve teknolojinin gücü, artık her şeye yetmiyor. İki ucu keskin bir kılıca benziyor. Bir yanda olağanüstü kazanımlar ve gelişmeler insan aklının ne denli gelişmiş olduğunu da gösteriyor. Diğer yanda ise , Korona salgınının yol açtığı kriz, ekolojik kriz, kaynak yetersizliğinin yarattığı kriz, nüfus artışı krizi insan aklının kusurlarını gözler önüne seriyor.

Peki; son Korona salgınında ölümler, kapitalist-emperyalist ülkelerde neden çok daha yoğun oldu? Neden emperyalizmin henüz bütün ilişkileriyle giremediği kırsal ve bakir ülkeler daha az etkilendi? Neden sosyalist Küba bütün dünyanın yardımına koşabildi? Hiç düşündünüz mü?

Günümüzde tüm dünyaya yayılmış olan korona salgını dahil tüm doğa felâketleri kapitalist-emperyalist sistem tarafından yaratılıyor. Bu konuda başı ABD çekiyor. İnsanlığın zaman içinde biriktirdiği muazzam öz güçler ve kazanımlar irrasyonel bir şekilde kullanıldığında son salgında olduğu gibi yıkıcı bir konum almakta, acımasız bir güce dönüşmektedir. Bu durum bütün insanlığı tehdit ettiği gibi doğayı da yıkıma uğratıyor.

Görüldüğü gibi; tek başına bilim yeterli değil. Engels ve Kant’ı ele alalım: İkisi de filozof, ikisi de bilim adamı. İkisi de bilimsel bulgulara dayanarak kuramlar geliştirmişler. Ama birisi kapitalizmi, diğeri ise sosyalizmi savunuyor.

Günümüzde olduğu gibi, kapitalist-emperyalist sistemin devam etmesi, insanlığı sonu gelmeyen felâketlerin çukuruna yuvarlamaya devam edecektir. Bilim kapitalist tekellerin oyuncağı haline getirildi. Füze yapıyor. Savaşlar çıkarıp insanları birbirine kırdırıyor. Uzaya insan gönderiyor. 5-G teknolojisini icat ediyor. Fakat bir aşı bile üretemiyor. Yüz binler ölüyor. Demek ki; Kant’ın idealist burjuva felsefesi çözüm değil.

Engels dahil materyalist filozofların özelliği ise; her şeyin kökenine, başlangıcına maddi dünyayı koymuş olmalarıdır. Bilimsel sosyalist felsefeyle insan toplumunun öz bilincini yükseltmeyi esas almışlardır. Bilimsel sosyalizm, sadece insanlar ve doğa arasındaki ilişkiyi bilimsel olarak açıklamada rehberlik etmek değildir. O aynı zamanda bu ilişkiyi materyalist bir biçimde ele almada ustalaşmayı da öğretiyor.

1789 Fransız Devrimi, 1917 Ekim Devrimi, ezilen milletlere örnek teşkil eden Türk Devrimi, Çin Devrimi ve onun içinde 1966-76 yılları arasında gerçekleşen Büyük Proleter Kültür Devrimi (BPKD) insanlık tarihinin kaydettiği en kitlesel devrimlerdir. Bu devrimlerle kısa zaman diliminde muazzam kazanımlar elde edildi. Milyonlarca insan dönüştürüldü. O halde; bilimsel ilkelere, sosyalist felsefeye sımsıkı sarılacağız. Yaşadığımız dünyanın yok olmaması için yeni devrimlere hazırlıklı olacağız. Çünkü; yaşanılır bir dünya kurmak için sosyalizme mecburuz.                                                                                                                                         

Etiketler: # #