İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR MI?

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR MI?

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR MI ?

Tabi ki böyle bir durum yok. Uygulamaya koyulduğu  2014 yılından bu yana sayısız kadın cinayetleri oldu ve o kadınlar İstanbul sözleşmesine rağmen hayatlarını kaybettiler. Esasen  Dünya’da hiçbir sözleşme, hiçbir uluslar arası anlaşma vb hareketler ne kadını yaşatabilir ne de erkeği. Nehayvanı, ne de çocuğu. Sorun ülkenin siyasal yapısı ve hakim olan kültürü ile ilgilidir. Kültürler sözleşmelerle anlaşmalarla değişmez. Yaşam biçimini değiştiren ileri toplumsal hamlelerdir. Aydınlanmahareketleri, siyasal erkin tutumu, devlete ait kurumların aydınlanmaya hizmetidir.

Son günlerde bu sözleşmeye sahip çıkmanın altında yatan; iktidarın gerici uygulama ve tavrına duyulan öfkedir. Bu sözleşmeyi ( okumadıkları halde ) ilerici ve koruyucu var saymaktır.

Çok gerekli, ” kadına şiddete son “  sözleri sihirli sözlerdir. Doğru sözlerdir. Her paragrafın başına bu sihirli sözü yazarak bir teslimiyet anlaşması bile imzalatabilirsiniz. Çünkü yakıcıdır. Cansıkan, üzen ve acıtan bir sorundur.

Yaklaşık 81 maddeden oluşan ama alt başlık, bölüm ve bendleri ile 200 maddeyi geçen bu sözleşme tabi ki kadına şiddeti önlemeyi de amaçladığı yazarak, çok farklı alanlarda denetim yapmayı, onlarca sivil toplum örgütü kurmayı, bu örgütlerden bilgi almayı,  nüfuz sayımlarından yaş aralıklarına kadar bilgileri toplamayı ve devletin bu bilgilere ulaşmada kolaylık sağlamasını dayatmaktadır.. Ve denetlemeler sırasında dokunulmazlık talep etmektedirler.

Jandarmaya polise görevler vermektedir  ve  bu görevleri yapıp yapmadıklarını denetlemektedir.

Dahası topluma bir cinsiyet yaratma görevi de vermektedir… ” Toplumsal Cinsiyet “

Yeni Cinsiyetler !

“…cinsiyet (“cins”), bir canlının doğuştan, genetik olarak kazandığı, cinsel üremeye yönelik özelliklerin toplamıdır. Bu noktada anlaşılması gereken, eşeyli üreyen her türe ait her bireyin bir cinsiyeti olduğudur. Cinsiyet, sperm ve yumurtanın birleşmesinden ötürü ve birleştiği anda ortaya çıkan bir unsurdur ve dolayısıyla, bir yavru doğarken mutlaka bir cinsiyet ile doğar. Tabii ki kimi kromozomal ve genetik anomaliler cinsiyetin tam oluşmasına engel olabilir; ancak bu nadir durumları şimdilik göz ardı ediyoruz; bunlar başka yazıların konusu.

Sperm ve yumurtanın birleştiği anda belirlenen cinsiyete kimi zaman diğerleriyle karıştırmamak adına biyolojik cinsiyet (biyolojik cins) de denmektedir. Kısaca cinsiyet, bir bireyin genlerinden kaynaklı oluşan üreme organları ve özellikleri ile tanımlanan bir olgudur.” –Çağrı Mert Bakırcı- Evrim Ağacı

Cinsiyetleri böyle biliriz biz. Erkek-kadın.. Bir de anomali var tabi. Yukarıda söz edilmiş.

Peki eş cinsellik ?

Eş cinselliği de tanırız. Çok uzun zamandan beri hem de. Bizim kuşağın eş cinselliği tanıması Zeki Mürenlebaşlar. Onu dinledik, sevdik, ödüllerverdik, güneş yaptık. Sanatgüneşi. Ama hiçbir defa da aklımıza eş olan cinsel yanı gelmedi. Bir hoş görü ile, işin o yanını kaşımadan, öne çıkarmadan kabul ettik. Ne yuhaladık, ne taşladık  ne kötü muameleye maruz kaldı. O işini yaptı, milyonlarca lira kazandı, ünkazandı. Tıpkı yakın zamanda kaybettiğimiz Huysuz Virjin gibi.

Ve bu insanları ve cinsiyetlerini toplum yaratmadı. O şekil vermedi. Var olanı ya onayladı ya reddetti. Yine öne çıkarmadan, bağırıpçağırmadan, sessizce.

“…Cinsiyet temelinde birbirinden ayrılan davranışların, rollerin ve tutumların her hangi bir şekilde birbirine karıştırılmasına izin vermez; böylesi bir karışıklığa göz yummaz ve bu konudaki ihmalkârlık veya umursamazlıkları anında tepki ile karşılar. Transseksüellerin, toplumsal boyutta yaşadıkları zorluklar, konu bağlamında şekillenen toplumsal kontrolün hassasiyetini ve gücünü göstermesi açısından önemli bir örnektir. Günlük yaşamda ve dilde genellikle herhangi bir ayrıma gidilmeden birlikte ifade edilmelerine karşılık, cinsiyet temelinde şekillenen biyolojik özellik ile bu özelliğin üzerinde inşa edilen toplumsal durum, bilim çevrelerinde cinsiyet (sex) ve toplumsal cinsiyet (gender) terimleri ile isimlendirilerek, birbirinden ayrı tutulmaktadırlar.“  ( Celaleddin vatandaş )

Toplumsal Cinsiyet ve Gender

Hatta, Nonbinary.. Daha da yazalım;

  • Agender: Kendisini iki cinsiyete de ait hissetmeyen, cinsiyeti olmayan kişilerdir.
  • Bigender: Çift cinsiyetli kişilerdir. Hem erkeksi ve kadınsı rollerle ilgili kültürel özellikler gösterirler.
  • Genderfluid: Akışkan cinsiyetlerdir. Kişi kendini kadın ve erkek cinsiyetinin dinamik ve akışkan bir karışımı olarak kabul eder.
  • Genderqueer: Kuir cinsiyet olarak da bilinir. Kişilerin kendilerine atanan cinsiyet özelliklerinin ötesinde ya da sadece bazılarına sahip olmasıdır. 
  • Non-Binary: Kişinin erkek ve kadın kavramlarının tamamen dışında olmasıdır.
  • Third Gender: Üçüncü cinsiyet, bireylerin hem kendileri hem de toplum tarafından ne erkek ne de kadın olarak kategorize edildiği bir kavram.

İstanbul sözleşmesi bütün bu cinsel kimlikleri adına “ Toplumsal Cinsiyet “ diyerek çoğaltmaya, öne çıkarmaya hatta bu konularda eğitim-seminer vs vermeye zorluyor.

Peki var mıdır bu kimlikler ? Vardır elbette. Ama bir genetik sorun olan bu kimlikler ne öne çıkarılmalıdır, ne de topluma sunulmalıdır !

Hele de “ Toplumsal Cinsiyet “ diyerek küveze hiç mi hiç konulmamalıdır.

Ve bütün bunların “ kadına şiddet “ le hiç ilgisi yoktur.

6284 sayılı kanun yetmez mi ?

4320 sayılı yasasın yeterli gelmemesi üzerine 2007 yılında “ ailenin korunmasına dair kanunda değişiklik yapılarak 2012 tarihinde ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik 6284 sayılı kanun çıkarılmıştır. Bu yasaya göre;

A. Kanunun Amacı Kanunun amacı şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişileri ve en temel insan hakkı olan yaşam hakkını korumak, kadın cinayetlerinin son bulması için kurumlar arası iş birliğini sağlamak, şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali bulunan kişileri rehabilite etmektir.

Bu ve buna benzer önleyici onlarca bend olan 6284 sayılı yasa dururken bir İstanbul Sözleşmesi gerekli değildi.

Neden ?..

Çünkü bu sözleşme sadece Şiddete uğrayan kadınları değil, aynı zamanda ülkeyi denetleme yetkisi veriyor.

GREVİO Denen bu denetleme örgütü bakın 2018 deki denetlemesinde neleri denetlemiş ve neleri “ ŞİDDETLE “ tavsiye etmiş .

116 sayfalık tavsiye raporunda  çok ilginç maddeler bulabilirsiniz.

*Parantez içindeki yorumlar bana aittir

Denetleyenler:

– BiljanaBrankovic, GREVIO üyesi

– FrançoiseBrié, GREVIO üyesi

– RosaLogar, GREVIO üyesi

– AnthonyWills, bağımsız uzman

– Bridget T. O’Loughlin, İstanbul Sözleşmesi izleme mekanizması yönetici sekreter

– Christina Olsen, İstanbul Sözleşmesi izleme mekanizması sekretaryasında idareci.

11. GREVIO, “toplumsal cinsiyet adaleti” kavramının kamusal alanda toplumsal cinsiyet eşitliği kavramına alternatif olarak kullanıldığının farkındadır. Bu muğlak kavram, kadınların anne ve bakıcı olarak aile içerisindeki sorumluluklarına aşırı derecede vurgu yapma eğilimi ve kadınların geleneksel ve basmakalıp rollerine itiraz etmekten ziyade bu rolleri güçlendirme riski taşımaktadır. GREVIO, İstanbul Sözleşmesi’nin temellerini oluşturan kritik kavramın toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı olduğunu hatırlatır.

( “Toplumsal cinsiyet adaleti “ sözünü bile yeterli bulmamış, değiştirilmesini, endişe duyduklarını ve durumu fark ettiklerini bildirmiş )

“ ..GREVIO “toplumsal cinsiyet adaleti” terimine yetkili makamların politikalarında değinilmediğinin tam olarak farkında olup raporda daha önce de değinildiği üzere Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ele almaya yönelik çabaları memnuniyetle karşılamaktadır. Bununla birlikte, GREVIO “toplumsal cinsiyet adaleti” kavramının kullanılmasının toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesinin ve farkındalık artırma ve eğitim yoluyla ele alınması gereken kadına yönelik şiddet konusunun toplumsal cinsiyete dayalı doğasının anlaşılmamasından kaynaklanabileceği konusunda endişe taşımaktadır.”

“…15. İnsan hakları organlarının, Kürt kadınların, dezavantajlı durumu ve etnik ve dilsel kimlikleri nedeniyle karşılaştıkları ayrımcılık konusunda endişelerini dile getiren birçok raporu vardır.12 13 Bu raporlarda, çoğunlukla kötü ekonomik ve sosyal koşullarda, Türkiye’nin en az gelişmiş ve en uzak illerinde yaşayan yüksek sayıda Kürt olduğu, özellikle kadınlar arasında okuma yazma bilmeme ve işsizlik oranlarının yüksek olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu raporlara göre, Kürt toplumunun karşılaştığı eşitsizlikler, Kürt kökenli kadınların, ekonomik, sosyal ve kültürel haklara, toplumun geri kalanı ile eşit koşullarda erişimini ciddi ölçüde kısıtlamaktadır. “

( Çok net ve rahat bir biçimde “ dilsel “ ve “ etnik “ vurgular yapmıştır.)

“..16. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde devam eden terörle mücadele operasyonları ve akabinde nüfusun yer değiştirmesi, başta Kürt kadınlar olmak üzere, bu bölgelerde yaşayan kadınları, daha yüksek şiddet riski ile karşı karşıya bırakmaktadır. “

( Çok rahat olarak,Terörle mücadele operasyonlarını eleştirmiş ve neredeyse “ durdurun “ diyecek hale gelmiş.)

“..Sokağa çıkma yasaklarının ihlali, yasağı ihlal edenlerin hayatını tehlikeye sokabilir veya cezalandırılmalarına neden olabilir14 . GREVIO, bu ciddi kısıtlamaların, muhtemel insan hakları ihlallerine yol açmanın yanı sıra mağdurların, hastaneler ve karakollar tarafından karşılanan gerekli koruma ve desteğe erişimlerini ciddi anlamda zedeleyebileceğinden ve şiddeti bildirme ve koruyucu tedbirlerden yararlanma konusundaki güçlükleri artıracağından endişe duymaktadır. GREVIO, polisin muamelesi ve toplum tarafından ayıplanmanın, kadınların, aile içi şiddeti toplulukları dışında dile getirme konusunda isteksiz kıldığı, ayrıca polisin dahil olmasının, Kürt erkeklerin hapsedilmesini daha da arttıracağından korktukları yönünde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) raporunda yer verilen bilgiye atıfta bulunur. Bu durumda şiddet ve şiddetin altında yatan kültürel, sosyal ve ekonomik nedenler yine çözülememektedir. “

“…15 GREVIO, kanuni kuruluşların, çatışmanın güvenlik operasyonlarının sonuçları nedeniyle aşırı bir yoğunluk yaşayabileceğinden ve bu nedenle öncelikli bir konu olarak kadına yönelik şiddetle mücadele etmeyeceğinden veya buna isteksiz olabileceğinden endişe duymaktadır.16”

( Güvenlik operasyonlarını ya durdurun ya da yavaşlatın “ diyor ! )

“..17. GREVIO, çatışma, çatışma sonrası ve yerinden edilme durumlarının, partnerin uyguladığı şiddet ve partner kaynaklı olmayan cinsel şiddet gibi kadına yönelik mevcut şiddeti ağırlaştırabileceğini, ayrıca kadına yönelik yeni şiddet türleri ortaya çıkarabileceğini hatırlatır. Türkiye’nin güneydoğusundaki terörle mücadele operasyonları sırasında kamu ve askeriye tarafından gerçekleştirilen insan hakları ihlalleri iddiaları ışığında17 , GREVIO, etkilenen bölgelerdeki kadınlar için başta cinsel şiddet olmak üzere ve özellikle bu operasyonlar sonucunda gözaltına alınan veya tutuklanan kadınlar için artan şiddet riskinden endişe duymaktadır.”

( Akıl almaz bir cesaret ve küstahlıkla,Operasyonlarda askerin ve polisin “ cinsel şiddet “ uyguladığı izlenimi yaratıyor )

“..173. Konukevi açma girişiminde bulunmuş bazı belediyelerin bu hizmetleri artık sunamayacak durumda olması da bir başka sorundur. GREVIO, bu bağlamda, yerel seçimle gelen temsilcilerin durumu ile ilgili olarak Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yetkililer Kongresi yetkilileri tarafından gerçekleştirilen inceleme sırasında toplanan bilgilere atıfta bulunmuş olup, “seçilmiş belediye başkanları” yerine merkezi hükümet tarafından atanan belediye başkanlarının” getirilmesine yerel kamu hizmetlerinde azalma ve özellikle kadın konukevlerinin kapatılmasının eşlik ettiği” ortaya çıkmıştır.”

( Yine aynı küstahlığı sürdürerek kayyum atamalarını eleştirmiş )

Kişisel olarak ben de kayyum atamalarını eleştiriyorum ve karşıyım. Ancak bu örneği egemenlik haklarına saygısızlık ve ihlal kabul ediyorum.

ENSAR ve gerici yapılar da bu sözleşmeyi istemiyor !

Bu, doğru nedenlerin ortadan kalmasını sağlamıyor ama. Onların nedenleri ile bizim nedenlerimiz aynı değildir. Ama farklı nedenlerden bu gerici yapıların da sözleşmeye karşı çıkması , sözleşmeyi savunmak sonucunu yaratıyorsa; duygusal ve bilimsel olmayan bir bakış vardır.

Bizim elimize 6284 sayılı bir yasa vardır. İşimiz bu yasanın uygulanmasını sağlamaktır.GREVİO  dan denetim ve medet beklemek değil. !

                                                                                              Tanju BEYAZIT

                                                                                                       TİKP

                                                                                           GENEL SEKRETERİ

Etiketler: # # #