ABD GERÇEKTENDE “ÖZGÜR DÜNYA”NIN ÖNDERİ Mİ ? DEVRİMCİ KOMÜNİST PARTİ (ABD) GENEL BAŞKANI BOB AVAKİAN YORUMLUYOR

17 Temmuz 2020 15:57 | Enternasyonalizm 

Anıtları yıkıp kölelik, ayrımcılık ve zulüm uygulayan sözde “büyük adamların” adlarını parçalayan kültürel değişim, bizlere insanların bu ülke hakkında ne düşündüklerini anlatıyor.

 Yerli halkların soykırımı, Siyah halkın köleleştirilmesi ve sürekli ezilmesi. Bunlar, kendi tarihimizle yüzleşmenin yanısıra  Kapitalist-emperyalist sistemi neden yıkmamız gerektiğinin yanıtıdır. Bunu yapmak için tüm baskı biçimlerini sona erdirmek, o baskıyı bugüne kadar beslemeye  zorlamaya devam eden kökleri kazımak gerekir. Ve bu ancak bu baskıyı uygulayan sistemi devirerek yapılabilir. Burada, durumla ilgili önemli bir yanılgıyı dile getirmek istiyorum. Sanıldığı gibi Faşist Trump / Pence rejimi ve Joe Biden liderliğindeki Demokratlar arasında keskin bir zıtlık yoktur

Faşistler (Cumhuriyetçi partiyi kastediyor) ve Demokratlar birbirlerine karşı çıkıyorlar ve her ikisinin de bu ülkenin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda radikal olarak farklı yolları temsil ediyorlar. Yine de bu sistemin kuralını ve dünyadaki rolünü hem destekliyor, savunuyor hem de güçlendiriyorlar. Buna girelim …

Birincisi, Donald Trump, köle sahiplerinin ve Güneyli Konfederasyonun açık  bir savunucusu ve İç savaştaki Irkçı Güney hükümetinin  generallerini savunuyor. Trump Protestocuları ciddi hapis cezalarıyla tehdit ediyor. Geçen hafta Trump’ı protesto eden insanlara “White Power” diye bağıran (Beyaz üstünlükçü bir slogan) ırkçıların videosunu twitter’da paylaştı. Sonraki hafta ise St.Louis’deki iki  beyaz ev sahibinin silahlarını yürüyen protestoculara yürürken çevirmesini içeren bir videoyu paylaştı.

 Trump’a karşı cumhurbaşkanlığına aday olacak olan Demokrat Joe Biden Bu haftanın başlarında şöyle dedi:

 “Hükümetin bu anıtları koruma zorunluluğu var. O anıtların temsil ettiği insanlar, geçmişlerinde bir takım tatsız olan eylemlerde bulunmuş olsalar da onlar ABD’nin ulusal değerleri…”  Tatsız mı! Joe Biden, burada söz ettiğimiz konunun kölelik ve insan canı olduğunun farkında mısınız ? Yani bu duruma “tatsız” demek ile mi yetiniyorsunuz ? Burada Trump ve Biden’in ortak noktalarını görüyorsunuz.

 Çocukluktan itibaren Amerika’nın parlayan bir özgürlük ışığı olduğu ve ABD Başkanı’nın “özgür dünyanın lideri” olduğu düşüncesiyle aşılandık. Peki, bu ne zaman doğru oldu? Tüm kölelik yılları boyunca doğru muydu? Ya da İç Savaş’tan sonra devletin Klu Klux Klan ile yaptığı işbirliği dönemlerinde? Beyaz ırkçıların ayaklanması sırasında binlerce Siyah insan linç edildiğinde ve Siyahlar bir bütün olarak sürekli teröre maruz kaldıklarında? ABD uzun bir süre G.Afrika’daki Apartheid rejimini desteklediğinde? Bu şimdi parlayan bir özgürlük ışığı mı, Siyah insanların “Bizi Öldürmeyi Durdur!” diyerek sokaklara çıkmak zorunda kalması, ABD’nin gerçekte ne olduğunu bize öğretiyor. Polis her yıl bin kişiyi öldürüyor, birçoğu silahsız, özellikle de Siyahlar, Latinler ve Yerli Amerikalılar. Her yıl milyonlarca kadın dövülüp onbinlercesi tecavüze uğruyor. Gelelim dış politikalarımıza peki ABD kendi sınırları dışında parlayan bir ışık mıdır? Hayır.. ABD, Latin Amerika ve dünyanın birçok yerinde, son 100 yılda insanları terörize eden kana susamış ölüm mangalarıyla askeri cuntaları ve diğer baskıcı diktatörlükleri destekleyip silahlandırıyor. Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn gibi ülkeler kısacası ABD’nin tüm “müttefikleri” ve hepsi acımasızca baskı yapan  hükümetler tarafından yönetilmiyor mu ?

Büyük Mantıksal Yanlışlığı ortadan kaldırdığınızda, “özgür dünya” lafının, ne kadar korkunç yönetilir olursa olsun, ABD’nin egemenliği altında olan veya ABD’ye “dost” olan ülkeler anlamına geldiği görülüyor

“özgür olmayan dünya, diktatörlük” denilen ülkeler de ABD imparatorluğunun hakimiyetine muhalefet eden veya engel teşkil eden ülkeler demektir.

ABD hükümeti, vahşi ve katil İslami köktendinci cihatçılara karşı medeniyeti savunmak için mücadele ettiğini iddia ederek, Afrika’da Asya’da ve Ortadoğu’da savaş veriyor. Ancak ABD emperyalistleri kesinlikle daha az acımasız ve katil değildirler ve övündükleri “medeniyet” kelimenin tam anlamıyla tüm dünyadaki insanların kanı ve kemikleri üzerine inşa edilmiştir. Peki bu İslami köktendincilik neden şimdi böyle büyük bir güç? Kapitalist-Emperyalist sistem yüzünden!  Emperyalizmin bu İslami köktendinciler için daha elverişli toprak yaratmadaki genel rolünün yanı sıra, ABD emperyalistlerinin eylemleri o grupların büyümelerini daha da kolaylaştırdı.

1980’lerde ABD aslında  Afganistan’daki Sovyetler Birliği’ne saldırmak  için, Osama Bin Ladin ve diğer İslami köktendincileri silahlandırdı ve inşa etti .

2003 yılında, uluslararası hukuka aykırı olarak ABD Irak’ı oradaki hükümet başkanı Saddam Hüseyin’i devirmeye çağırdı. Bu istila,  Hüseyin’in kitle imha silahlarına sahip olduğu yalanlarıyla gerçekleştirildi. Bu işgal ve ardından gelen Amerikan güçlerinin Irak’ı işgali, yüz binlerce ölüme neden oldu, Irak halkı arasında kanlı çatışmalar başlattı ve İslami köktendinci güçler için daha verimli bir zemin yarattı.

Aynı şey Libya’da da oldu. Barack Obama başkanlığında ve o zamanki Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın ısrarıyla ABD, Muammar Kaddafi’ye karşı güçlerin yanında Libya’da bir çatışmaya müdahale etti. Esas olarak ABD ve müttefikleri tarafından kuvvetlerinin bombalanmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan Kaddafi’nin düşmesiyle Libya’daki rekabet ve çatışmalar yoğunlaştı ve İslami köktendinci güçler güçlendi.

Ya da İran’ı ele alalım. 1953 yılında ABD,CIA kontrolünde olan bir darbe ile hükümeti devirdi ABD ve İngiltere İran’ı yağmaladı. Bu darbe İran Şahını iktidara getirdi ve İran halkı Şah ve gizli polisinin ellerinde onlarca yıl boyunca işkence gördü. Ve burada da ABD’nin bu eylemleri, 1979’da Şah’ı deviren devrim boyunca iktidarı ele geçiren İslami köktendincilik güçleri için daha elverişli bir zemin yarattı.

Bunlar, işlenen Amerikan suçlarına ve bu suçlardan sonra ortaya çıkan sonuçlara, dünyanın dört bir yanındaki örneklerden sadece birkaçıdır.

                                                                                           Mustafa İlmian

Etiketler: # #