Tutarsız Burjuvaziye Karşı Tutumumuz

Tutarsız Burjuvaziye Karşı Tutumumuz

Türkiye’nin merkezinde olduğu 3. Dünya Savaşı şimdilik emperyalistlerin denetimindeki terör örgütleri kanalıyla sürdürülüyor. Buna ticaret savaşları olgusunu da ekleyebiliriz. Devletler arenasında uluslararası politik durum bu savaşın kesin olarak kazanılacağını gösteriyor. Bölge ülkeleri içinde İran direniş gösteriyor. Irak adım adım tavır geliştiriyor. Suriye ise savaşıyor ve kesin zafere doğru ilerliyor. AB ile ABD arasındaki çelişme ise, esas olarak derinleşme yönünde. Çin ve Rusya’nın başını çektiği Avrasya Cephesi’nin Atlantik savaş cephesine karşı olan rekabeti olumlu bir zemin yaratıyor.

Ölümünün 42. yılını saygı ile andığımız Marksizm-Leninizmin büyük ustası Mao Zedung’un 1970’lerde ortaya koyduğu “Devletler bağımsızlık, milletler kurtuluş, halklar devrim istiyor.” öngörüsü günümüzde de geçerliliğini korumaya devam ediyor.

DAYANACAĞIMIZ TEMEL GÜÇ

Türkiye’ye gelince; ABD işbirlikçisi hakim sınıfların Suriye stratejisi iflâs etmiştir. Stratejide yapılan hatanın telâfisi olmadığı gibi bedeli de ağır olur. İşbirlikçi iktidarı destekleyenler ve burjuva politikalarla özdeşleşenler söz konusu yanlış stratejinin muhatabı olmaktan kurtulamayacaktır. Bunlar hemen hemen hiçbir konuda bağımsız tutum geliştiremezler. Kitle tabanlarını yitirdikleri gibi, gelişen toplumsal hareketlerde esameleri dahi okunmayacaktır.

Emekçi sınıfları sisteme entegre etme ve işçi sınıfı ideolojisi içinde burjuvazinin sınıfsal tavrını izlemek anlamına gelen revizyonizmin düştüğü bu durumdan nasıl bir ders çıkarmalıyız? Çünkü, doğası gereği tutarsız kalmak durumunda olan burjuvaziye karşı emekçiler içinde eli-kolu bağlı kalınması tehlikesi her zaman için mevcuttur. Öyleyse; bu tehlike nereden gelebilir ve nasıl önlenebilir? Bunun biricik çözümü; Amerikan emperyalizmine karşı kesin zaferi elde edecek olan sosyal güçleri doğru olarak saptamaktır.

Büyük (komprador) burjuvazi, büyük toprak sahipleri, borsa spekülatörleri ve finans vurguncuları ve üretimden kopuk sıcak para komisyoncuları sosyal konumları gereği emperyalizme karşı kesin zafer istemezler. Her fırsatta uzlaşmayı tercih ederler. Emperyalizme karşı kesin zaferi gerçekleştirecek biricik temel güç işçi sınıfı başta olmak üzere, köylüler, emekçiler, sistemin değişmesini isteyen gençler ve toplumun en yoksulları, ötekileştirilen emekçi halkımızdır. Buna şehir ve köy küçük burjuvazisinin çeşitli katmanları da dahildir.

DEVRİMCİ ÇÖZÜMÜ DEFORME EDİYORLAR

Revizyonistler sınıfları birbirine karıştırmakta oldukça hünerlidirler. Emekçilerin politik şiarlarıyla burjuvazinin şiarlarını sürekli birbirine karıştırıyorlar. İzledikleri teslimiyetçi ve kuyrukçu politikalarla devrimci çözümlerin deforme edilmesine yol açıyorlar. Sistem içinde kalıyor, sistemin ideolojik aygıtlarını kutsuyor ve bunlardan mücadele aracı yaratılması konusunda kitlelere salık vererek emekçi sınıflar ve devrimci hareket üzerinde bilinç köreltici, ağır tahribata neden oluyorlar.

TARAFSIZ KALANLAR DA YUTULUR

Diğer yandan; Amerikan emperyalizminin yoğunlaşan saldırısı hem emperyalistlerin kendi aralarındaki hem de işbirlikçileri arasındaki çelişmeleri su yüzüne çıkarmış bulunuyor. Bu olgu emperyalizmi göz ardı eden ve başlıca çelişmeleri yok sayanların rüyalarına son vermiştir. Emperyalizme karşı savaşı göremeyen, seyirci kalanlar, devrim üzerine sürekli lafazanlık yapanlar kesinlikle yanlış yoldalar. Amerikan emperyalizmine karşı savaşta tarafsız kalmayı tercih edenler, ABD ile AB ve ABD ile işbirlikçileri arasındaki çelişmeleri değerlendiremeyenler, bağımsız bir güç olsalar dahi emperyalizm tarafından kullanılmaları ve yutulmaları kaçınılmazdır.

ÖNDERLİĞİN KESİNTİSİZ SÜRDÜRÜLMESİ

Eğer proleterya ve partisi, siyasal ve örgütsel bağımsız bir güç olarak, emperyalizme karşı bütün güçleri siyasal önderliğini kendisinin çekeceği devrimci bir mücadelede birleştirip seferber edemezse tutarsız burjuvazi karşısında kendini eli kolu bağlı bulacaktır. Anti-emperyalist cepheye önderlik ederek savaşın kazanılması durumunda ise, tutarsız burjuvazi karşısında eli kolu bağlı kalmayacak, yutulmayacak, gerçek gücünü göstermenin de ötesinde kendini ve toplumu bilimsel çizgide dönüştürerek önderliğini kesintisiz olarak sürdürecektir.

EMEKÇİLERİ ÖRGÜTLEME GÖREVİ

Özellikle mücadelenin geri çekildiği dönemlerde bazı çevreler işçi sınıfının devrimciliğini sorgulamaya başlıyor. Bu gibiler aynı zamanda devrimci kavramlarla da oynamayı pek seviyor. Toplumun en geri yanlarıyla uzlaşıp, kitle kuyrukçuluğunu normalleştirmeye çalışıyorlar. Mekanikte bir kanun vardır. Etki tepkiyi doğurur. Proletarya partisi önderliğinde ve bilimsel sosyalist teorinin rehberliğinde emperyalizme karşı savaş işçi sınıfını kısa zamanda aydınlatacak, bilinçlendirecek ve hızla kendi potansiyelini görmesini sağlayarak güçlendirecektir. TİKP olarak işçi sınıfı ve yoksul köylülerimiz başta olmak üzere her milletten emekçi halkımızı bilinçlendirme ve örgütleme gibi çetin, inatçı ancak zorunlu ve biricik görevi sürdürmeye devam edeceğiz.

Türkiye İşçi Köylü Partisi Genel Başkanı – İsmail DURNA

Etiketler: # # # #