Tarihsel Görev: Öncü Partide Örgütlenme

Tarihsel Görev: Öncü Partide Örgütlenme

24 Haziran seçim darbesinin ardından, özellikle sosyalist saflarda iki eğilimin ağır bastığı görülmektedir. İlk eğilim seçime katılıp oy verenler arasındaki müthiş dağınıklık ve suskunluktur. Bu kesimler ya solculuk adı altında ABD emperyalizmi ile organik bağları bulunan HDP’yi, ya hatalı meclis/seçim tahlilleri ile bağımsız adaylarını, ya da büyük burjuvazinin bir kesiminin temsilcisi olan sosyal demokrat Muharrem İnce’yi destekleyerek “stratejik” davrandığını düşünenlerdir. Bu kesimler de yine kendi içinde, burjuva meclis aritmetikleri içinde boğulanlar ve seçim darbesinin dozer gibi üzerinden geçerek pasifize ettiği, apolitizme yönelen kesimler olarak ayrılmaktadır.

Diğer bir eğilim ise, azınlıkta da olsalar boykot kararı alan, sürecin hakim sınıfların kendini konsolide ederek geniş halk kitlelerini sandık aracılığı ile ezmesinden başka bir anlam ifade etmediği gerçekçi tespitini yapan sosyalist çevrelerin bu kararı stratejik düzleme çekememiş olması, gerekli programatik ve eylem birliğini gerçekleştirememiş olması, özetle süreci devrimci şekilde örgütleyememiş olduğu gerçeğidir.

Her iki durum da yaşanan büyük dağınıklığı ve özgüçler üzerindeki tahribatı açık şekilde göstermektedir.

Azımsanmayacak sayıda bir kesim ise, sisteme alet edildiğini, kullanıldığını, kandırıldığını düşünmektedir. Şu ankinden radikal derecede farklı, ezberler ve kalıplar ile değil, güncel ve bilimsel analizler ile Marksizm-Leninizm’in yol göstericiliğinde kitleleri her tekil durumda doğru stratejik düzlemde yönlendirecek, kitlelerin potansiyelini açığa çıkartacak, emekçi kitlelerin, gençliğin ve ezilen sınıfların içinde kök salacak, kitlelerden öğrenerek yeniden kitlelere dönecek, mücadelenin değişen seyrini doğru şekilde tahil ederek örgütleyecek, liberalizme geçit vermeyecek, devrimci kararlı bir önderliğe sahip, yeni bir devrimci öncü örgütün gerekliliğini tartışmaktadır. Bu tartışmalar olumludur ve desteklenmelidir. Ancak mevcut durumda bu belirtilen noktalarda öncü bir partinin halihazırda bulunduğu gerçeği ile kaynaşmak zorundadır.

24 Haziran seçim darbesi, bütün olumsuzluklarına karşılık şu an acil görevlerin ne olduğunu açık şekilde ortaya çıkartmıştır.

Tarihsel Görevler:

1) Günün acil görevi, dünya proletaryasının ve ezilen halkların en güçlü silahı ve yol göstericisi olan Marksizm-Leninizm-Maoizm’in bilimsel rehberliğini kabul etmiş, emekçi sınıfları demokratik halk devrimi ile iktidara taşıyacak ve kesintisiz şekilde kolektivist yeni bir topluma yönelecek gerçek bir devrimci partide, Türkiye İşçi Köylü Partisi’nde hızla örgütlenmektir.

2) Sistemin dışına çıkmak zorunludur. Halkın acil ihtiyaçlarını, arzu ve beklentilerini darbelerle, hilelerle, mafyalarla, milisler ile ülkeyi yönetmeye çalışan gerici-komprador iktidar karşılayamaz. Bu ihtiyaçların karşılanması, ancak mevcut gerici-komprador iktidarın yıkılması ve demokratik halk devrimi ile mümkündür. Gün kendimizi değil, devrimin çıkarlarını düşünme, ivedilikle ona uygun şekilde davranma günüdür.

3) İflas etmiş seçim sisteminin ve 24 Haziran darbesinin bir kez daha gösterdiği üzere, revizyonizm batağı demokratik halk devrimini gerçekleştiremez, ancak hakim sınıfları konsolide eder! Ne ulusalcılık ve vatan savunması adı altında gerici sınıflarla işbirliğini dikte edenler, ne de solculuğun icazetini Kürt milliyetçiliğinde arayanlar gerçekte bu sistemin köklü bir şekilde devrilmesini ve sosyalizme yönelen yeni bir toplum istememektedir. Önümüzdeki süreç bu revizyonist yapılardan, iflas etmiş teori ve pratiklerden bilimsel sosyalizme yönelişi kuvvetlendirecektir.

Günün görevi bulanık suda kitleleri örgütsüzlüğe, sosyal medya devrimciliğine mecbur bırakanlardan hızla kopmaktır. Yapılması gereken, kitleleri ve öncüleri, sınıf uzlaşmasını dikte eden revizyonizme, burjuva milliyetçiliğine ve liberalizme mecbur bırakmak değil; devrimci programı, emekçi kadroları, derinleştirdiği bilimsel eylem kılavuzu ile Türkiye İşçi Köylü Partisi saflarına çağırmaktır.

4) Yalnızca TİKP’nin değil, 24 Haziran seçim darbesinde boykot kararı alan demokratik, ilerici ve sosyalist kesimlerin önümüzdeki dönemde ağır ve önemli sorumlulukları bulunmaktadır. Bu kesimlerin zaman kaybetmeden gerekli örgütlenmeleri gerçekleştirerek, doğru eylem birliği içinde bulunması ve devrimi hızla örgütlemesi gerekmektedir. Yeni sürecin yakıcı sorumluluklarından birisi budur.

5) Uluslararası komünist harekette, başta ABD-AB emperyalizmi ve Çin revizyonizmi olmak üzere tekelci kapitalizme ve eşitsizliğin her türüne karşı kararlılıkla mücadele eden proleter devrimci örgütlerle enternasyonal dayanışmanın kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.

Ülkemiz ve dünyada tekelci kapitalistlerin, emperyalist uşaklarının ve yerli gericiliğin kaçınılmaz olarak mağlup olacağı, halkların devrimci iktidarlarını kurarak özgürleşeceği bu süreçte kamuoyuna duyurulur.

Türkiye İşçi Köylü Partisi Merkez Komitesi

Etiketler: # # #