Türkiye İşçi Köylü Partisinin Amacı Nedir?

Bağımsızlık - Devrim - Sosyalizm

Türkiye İşçi Köylü Partisi’nin amacı; işçi sınıfı önderliğinde, işçi-köylü temel İttifakı ekseninde, Marksizm-Leninizm-Maoizm ile devinimini sürdüren bilimsel sosyalizmin rehberliğinde, emperyalizme karşı olan bütün sınıf ve tabakaları seferber ederek demokratik halk devrimini gerçekleştirmek ve durmaksızın sosyalizmin inşasına önderlik etmektir.

Tarihsel Mirasınız Nedir?

1919'dan Günümüze

Türkiye İşçi Köylü Partisi; 18 Haziran 2010 tarihinde kurulmuştur. Tarihsel kökleri, Türkiye işçi sınıfının öncü partisi olan 1920’de Mustafa Suphi ve arkadaşları tarafından kurulan Türkiye Komünist Partisi’ne ve 1919’da Dr. Şefik Hüsnü Değmer tarafından kurulan Türkiye İşçi Çiftçi Sosyalist Fırkası’na dayanmaktadır. Devrimci bir kollektif olan Türkiye İşçi Köylü Partisi; emekçi sınıfların öncü siyasal partisidir.

Kemalizme Yaklaşımınız Nedir?

Demokratik Devrim ve Türkiye

Türkiye’nin Meşrutiyetlerden başlayarak Kurtuluş Savaşı ile zirve yapmış 150 yıllık demokratik devrim ve aydınlanma mücadelesi birikimine sahip çıkıyoruz. TİKP, Milli Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimi'nin tam bağımsızlık, demokrasi ve aydınlanma yönündeki bütün toplumcu ve anti-emperyalist kazanımlarını savunur, devrimlerin niçin hangi noktalarda tıkanıklık yaşadığını ve yetersizliklerini bilimsel sosyalist teorinin ışığında ciddiyetle analiz eder, süreçleri ve olguları halk ile paylaşır, demokratik devrimin kazanımlarını emekçi halk lehine ve sosyalizmin kuruluşu perspektifi ile yeniden hayata geçirir.

TİKP'nin eylem kılavuzu ve ideolojisi, geçtiğimiz yüz yılın başında ulusal pazarların oluşması sürecinde dünyada etkisini gösteren burjuva demokratik devrim rüzgarının Türkiye ölçeğinde, belirli bir tarihsel dönemini içeren teori ve uygulamalarının sentezi olarak cisimleşen Kemalizm değil; kendisi ile birlikte toplumu ve dünyayı da değiştirecek olan işçi sınıfının ve mülksüzlerin bilimsel ve evrensel nitelikli dünya görüşü olan bilimsel sosyalizmdir.

Feodalizmle Mücadele Nasıl Gerçekleşecek?

Toprak Devrimi ve Aydınlanma Seferberliği

Türkiye İşçi Köylü Partisi, ülkemizin burjuvazi önderliğinde tamamlanmayan demokratik devrimini işçi sınıfı önderliğinde tamamlayacaktır. Demokratik devrim özünde bir toprak devrimidir ve feodalizmin iktisadi ve kültürel alanda tasfiyesini içermektedir. Emperyalizm çağında komprador burjuva nitelikli iktidarlar tarafından ülkemizin feodalizm gerçeği doğru olarak ele alınamamıştır. Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerimiz başta olmak üzere topraklarını işleyemeyen, tekelci kapitalist ilişkilerin etkisi ile üretimi engellenen, önceki üretim dönemlerinden kalan feodal kültürel özelliklerin boğucu ve tutsak edici etkisi ile hakim sınıfların boyunduruğunda tutulan kır emekçilerimiz, demokratik devrimin özgürleştirici ikliminde kendi potansiyellerini gerçekleştirecekledir.

Demokratik devrimini gerçekleştirememiş ülkemizde yoksul köylüler başta olmak üzere kitleler, komprador burjuvazi ile sıkı ticari ilişkiler içinde bulunan feodal karakterde yerel idareler, ağalar, din adamları, ve milletvekillerinin kucağına itilmiştir. Bu durumun tersine çevrilmesi ve halkın kendi gerçek çıkarları doğrultusunda özgürleşmesi için TİKP'nin demokratik devrim programı, emekçi halkımızın sonsuz yaratıcılığı ile birlikte titizlikle izlenecektir.

Niçin Bilimsel Sosyalizm?

Marksizm-Leninizm-Maoizm

 Marksizm-Leninizm-Maoizm'in sınıfsal ve pratik iki temel karakteri bulunmaktadır. Sınıfsaldır çünkü işçi sınıfının gerçek çıkarlarını ifade etmektedir. Pratiktir çünkü bilimsel deneylerden ve üretim mücadelesinden doğmuştur. Bilimsel sosyalizmin kurucuları Karl Marx ve Friedrich Engels teorilerinin gelişimini üç temel bileşene dayandırırlar. Alman felsefesi, İngiliz ekonomi politiği ve toplumsal dönüşümleri de içeren sosyal bilimler. Tüm bu sentezin temeline ise kapitalist üretimin en sıradan ve durmaksızın tekrar eden nüvesini yani meta üretimini yerleştirirler. Meta üretimini ve bu süreçte yer alan kategorileri en ince noktasına kadar incelerler. Kapitalizmin işbölümünü ve uzmanlıkları öne çıkartan merkezileşmesinin, makineleşme ile birlikte artan emeğin üretkenlik düzeyinin ve geniş çaplı üretiminin varacağı noktanın kaçınılmaz ekonomik krizler olacağı tespit edilir. Toplumsal dönüşümlerin belirli bir üretim formasyonu içindeki üretim ilişkileri ve üretici güçler arasındaki temel çelişkiler ile gündeme geleceği saptaması her tekil olayda yaşam tarafından doğrulanacaktır. Emekçi kitlelerin kendileriyle birlikte tüm toplumu ve dünyayı dönüştürerek esaretten kurtaracakları temel teorisi genç Marksizmin gelişmeye başlayan devrimci pratik yönünü ortaya koyar.

Diyalektik materyalizmin kurucuları, evrende durağan hiçbir şey olmadığını ve esas olanın her zaman değişim ve dönüşümler olduğunu teorilerinin felsefi temellerine yerleştireceklerdir. Maddi dünyanın insan bilincinden bağımsız olarak objektif olarak varolduğu ve hareket halinde olan sayısız çelişkiler bütününden oluştuğu bilgisi bu teorinin doğa ve toplumdaki fenomenlerin nasıl ele alınması gerektiği noktasında büyük bir düşünce mirası olarak kendini gösterecektir.

Yarı feodal, yarı kapitalist bir ülkede devrimci savaşın strateji ve taktik meseleleri yanında Mao Zedung’un bilimsel sosyalizme temel katkıları, emperyalizm evresinde boyunduruk ve baskı altında tutulan halkların, devletlerin ve ulusların ayrı ayrı talepleri olabileceği, eşitsiz gelişim yasasından ötürü gündemlerin ve ödevlerin her tekil ülkede farklı olarak ele alınması gerektiği ve Lenin’in kapitalizmin son aşaması olarak nitelendirdiği emperyalizmden koparak kurulacak sosyalist bir toplumun nasıl çelişkiler barındırdığına ilişkin teori ve pratiklerle somutlaşmaktadır. Mao, karmaşık bir süreç içinde yer alan çelişkilerin nasıl ele alınması gerektiği noktasında kritik önemde teorik ve pratik çalışmalar yapacaktır.

Mao Zedung, emperyalizmin dünya çapında hegemonyasını sürdürdüğü ve çeşitlenerek geliştiği evrede yeni kurulan sosyalist bir toplumdaki sınıf mücadelelerinin açıkça adını koyar. Bu çelişkilerin çoğunun dış kaynaklı olmadığı, özellikle toplum içindeki önceki üretim biçimlerine bağlı olarak kitleler üzerindeki yerleşik ideolojik etkilerden kaynaklandığını belirtir. Proletarya diktatörlüğü altında sınıf mücadelesinin kitlelerin yaratıcı inisiyatifine dayarak sürdürülmesi ve burjuvazinin iktidarını devamlı üreten ekonomik, sosyal ve ideolojik aygıtlarla kesintisiz mücadele etmek olarak özetlenebilecek katkıları ile bilimsel sosyalist teoriyi geliştirir.

TİKP, Büyük Proleter Kültür Devrimi sonrasında Marksizm-Leninizm'in yeni, yüksek ve ileri bir aşaması olan Marksizm-Leninizm-Maoizm'i teorik ve pratik bir rehber olarak belirler, maddeyi ve fenomenleri analiz etme ve dönüştürmede yaratıcı şekilde kullanır.

Türkiye'nin Sosyalist Devrimci Birikimini Nasıl Ele Alıyorsunuz?

Proleter Devrimci Liderler

Türkiye İşçi Köylü Partisi; her şeyden önce öncü - kitle diyalektiği perspektifi ile sosyalist öncüler konusuna yaklaşmaktadır. Eşitsiz gelişimin, kafa ile kol emeği arasındaki farkın ve tarihsel bağlamın bir zorunluluğu olarak ortaya çıkan sosyalist öncülük kategorisi, üretim araçlarının mülkiyetinin doğrudan emekçi sınıflara geçeceği ve üretim ilişkilerinin devrimcileştirileceği bir tarihsel seyir içinde adım adım ortadan kalkacaktır. Bu yönüyle öncüler ve öncülük kategorileri idealize edilmemektedir. Türkiye'de emekçi sınıfların öncüsü ve temsilcisi konumu ile devrim tarihi içinde ön plana çıkmış, ülkemizin  tam bağımsızlığı ve sosyalizm yolunda dönüşümü uğruna halkla kaynaşmış, halka önderlik etmiş devrimcilerden başta Türkiye proletaryasının öncüsü Mustafa Suphi olmak üzere, Şefik Hüsnü Değmer'den Reşat Fuat Baraner'e 68 ve 71 direnişlerinin liderleri Mahir Çayan'dan İbrahim Kaypakkaya'ya ve nicelerine uzanan bir hatta yer alan proleter devrimci öncüleri sahiplenme, analiz etme, çelişkili yönlerini ortaya çıkartma ve eksikliklerini devrimci teoriyi geliştirme yönünde eleştirmeyi ön planda tutan bir sentezi önemsiyoruz.

Aydınlık Hareketi ile Bağlantınız Var mı?

Örgütsel ve İdeolojik Bağımsızlık

Türkiye İşçi Köylü Partisi, Aydınlık Hareketi olarak da bilinen eski ismi ile İşçi Partisi'nin 2006 yılında düzenlenen 7. Kongresindeki yeni taslak hazırlığının burjuva-reformist özünü ciddi bir analiz ile ele aldıktan sonra ülkemizde emekçi sınıfların devrim ve sosyalizm mücadelesine önderlik etmek için örgütsel, programatik ve ideolojik açıdan yeni ve devrimci bir parti ihtiyacının ortaya çıkması ile kurulmuştur. Organizasyon alt yapısını oluşturan ve tüzük-programını belirleyen Türkiye İşçi Köylü Partisi'nin resmi kuruluş tarihi 18 Haziran 2010'dur.

TİKP'nin "İnsanlık Sosyalizme Mecbur" analizi ile somutlaştırdığı revizyonizme karşı tarihi belgesi, İşçi Partisi içinde gelişen sağ sapmanın süreklilik kazanan doğasını seneler öncesinden doğru olarak tespit etmiş, sonradan Vatan Partisi adını alarak tüzük ve programını tamamen değiştiren hareketin sınıf uzlaşmasına dayanan parlamenterist-bürokratik yapısının net olarak devrimci eleştirisini gerçekleştirmiştir.

Bütün yönetim kademelerinde, yönetici üyelerin ve kongre delegelerinin çoğunluğunu işçiler ve emekçilerin oluşturduğu TİKP'nin, Aydınlık Hareketi ile ideolojik, programatik ve örgütsel temelde hiçbir bağı ve ilişkisi bulunmamaktadır.

Türkiye'deki Sol Hareketleri Nasıl Görüyorsunuz?

Türkiye ve Sosyalist Hareketler

Güncel koşullarda Türkiye’de sosyalizm adına mücadele edenler içinde 3 temel politika öne çıkıyor:

1. Emek ve Devrim Ekseni

İşçi sınıfını ve köy emekçilerini temel güç olarak değerlendiren ve Demokratik Halk Devrimi’ni amaçlayan devrimci politikalar bu eksende üretiliyor. TİKP, milliyet ve mezhep farkı gözetmeden emekçilerin her alanda iktidar olacağı sosyalist bir Türkiye için, bugünkünden tamamen farklı yeni bir toplum için ayrı ayrı partiler yerine, tek partide örgütlenmeyi savunuyor. ABD-İsrail emperyalizminin halkları kullanarak Ortadoğu'daki projeleri başta olmak üzere tekelci kapitalizmin ve yerli işbirlikçilerinin iktisadi ve ideolojik hegemonyasına temelden karşı çıkıyor. Tam bağımsız ve demokratik bir Türkiye'nin ancak işçi sınıfı önderliğinde, her milliyetten emekçi kesimlerin ittifakına ve yaratıcı inisiyatifine dayanan, emperyalizme ve revizyonizme karşı tutarlı bir mücadele çizgisi izleyen, doğrudan emekçilerin yönettiği Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin yol göstericiliğinde bir öncü parti ile mümkün olacağını savunuyor.

Mücadelenin her aşamasında tekelci kapitalizme bağlı üretim ilişkilerinin gerçekçi analizini kritik önemde gören, başta liberalizm, şovenizm, feodalizm, postmodernizm ve anarşizm olmak üzere sistemin ideolojik tahakkümüne ve etki mekanizmalarına karşı diyalektik materyalizmin sınıf savaşımı bayrağını her zaman yukarda tutan bu eksenin, sosyalizmin kuruluşuna önderlik etmek ve sınıfsız topluma giden zikzaklı doğrultuda bütün çelişmelerin doğru ele alınması noktasında bir eylem çizgisi bulunuyor.

2. Neo-Liberal Eksen

Bu eksen başta Kürt sorunu olmak üzere tekelci kapitalizm ve feodalizmin etkilerinden kaynaklanan her tür sorunu (kadın sorunu, cinsel kimlik sorunu, çevre sorunu, dil sorunu, vb.) emek mücadelesinin önüne koyuyor. Doğrudan ABD emperyalizminin Ortadoğu'daki silahlı aygıtı konumuna getirilen örgütlü Kürt burjuva milliyetçisi hareketleri destekleyen ve bu milliyetçiliği sosyalizmin önüne koyarak devrimci bir dinamik olarak gören kesim daha çok bu gruba giriyor. Emperyalist merkezlerin sermaye ihracı ve sermayenin yeniden üretimi arzusu ile ezilen ülkelere dayattığı milletlere, mezheplere, kimliklere göre ayrı ayrı örgütlenme modelleri ve sivil toplumculuk bu eksenin ideolojik hattını belirliyor. Eksen içinde yer alan oluşumlar esas olarak ezilen Kürt halkının ve emekçilerinin çıkarlarını manipüle ederek kukla karakterde ve komprador Türk ve Kürt burjuvazisinin bir kesiminin çıkarlarını temsil eden yeni bir devlet oluşumunu destekliyorlar. Desteklenen bu devlet projesinde ABD-İsrail emperyalizminin belirleyici rolünü yadsıyarak hem Kürt sorununda, hem de insan hakları ve demokrasi konusunda Atlantik sisteminin ürettiği çözümleri savunuyorlar, emekçi sınıflar üzerinde yarattıkları ideolojik ve örgütsel tahribat ile sosyalizmden uzaklaşarak emperyalizmin yedek gücü işlevini görüyorlar.

3. Sınıf Uzlaşmacısı Revizyonist Sol

Türkiye devriminin yolunu "kaçınılmazlıklar" ismi verilen ve bilimsel olduğu iddia edilen eklektik ve determinist bir gelişim teorisi üzerinden kuran, temelde pozitivist-subjektif ve anti-diyalektik idealist bir tarih anlayışı ile program ve stratejilerini belirleyen, Marksizm-Leninizm-Maoizm'i devrimci özünden ve devrimci diyalektiğinden kopartarak "çağın koşullarına uyma" "teoriyi yaratıcı olarak kullanma" "hakim sınıfların arasındaki çelişmelerden yararlanma" vurguları ile revize ederek içi boş retoriğe dönüştüren, Leninist karakterde öncü ve bağımsız bir komünist parti modelini reddeden, emekçi sınıfların gerçek durumundan ve mücadelesinden kopuk, Tayyip Erdoğan ve AKP’nin milli çizgiye geldiğini ve "kaçınılmaz" olarak tutarlı anti-emperyalist politikalar izleyeceği şeklinde bir düşünsel arka plana yaslanan, Türkiye'de devrimin öncüsünün burjuva aydın-subay-bürokrat olduğu revizyonist tezleri ile hareket eden bir eksen de yer alıyor.

Parlamenter mücadele ve hakim sistemin demokrasi demagojisinin bir ürünü olan seçim düzenekleri dışında kitlelere sunacağı hiçbir argümanı bulunmayan bu eksene göre, Tayyip Erdoğan’ın Türkiye'de alternatifi bulunmuyor ve Erdoğansız Türkiye düşünülemez. Bu eksene göre AKP’nin de içinde olduğu bir çeşit "milli hükümet" kurularak emperyalizme direnilmeli. Önceleri bağlamından kopartılmış indirgemeci bir Kuomintang-ÇKP ittifakı anakronizmine yaslanarak, sonradan öncü partiyi tasfiye ederek cepheyi parti içinde kurarak sınıf uzlaşmacısı kimliğini perdelemeye çalışan bu çizgi ile her problemli durumda halkın acil taleplerinin gerisinden sürüklenmek olağanlaşmaktadır. Halkın gerçek talepleri ile açılan mesafe kurgulanan "öncülük" kategorisi ile pratikte bürokratizmin kaçınılmaz uygulamaları ile meşru hale getirilmektedir. Ayrıca halkın talepleri sıklıkla ideolojik cendereler yaratılarak bastırılmaya çalışılmakta ve çelişkiler önemsizleştirilip çoğu zaman da yok sayılmaktadır. Baş çelişmeyi milli çelişme, yani emperyalizm ile millet arasındaki çelişme olarak saptayan ve ülkenin fiili işgal koşullarına uygun olarak kurgulanan bir psikolojik zeminde proleter devrimcilere ve tüm emekçi sınıflara komprador burjuvazi ve bürokrasi aygıtı ile sınıf uzlaşmasını dikte eden bu eksen, sınıfsal olarak tekelci kapitalistlerin birinden diğerine yönelmede bir çeşit arabuluculuk misyonu izleyerek burjuvazinin iktidar aygıtlarını kullanan en gerici kesimlerin değirmenine su taşımaktadır.

Türkiye Devrimi Nasıl Gerçekleşecek?

Demokratik Halk Devrimi

TİKP; proletarya önderliğinde, işçi-köylü temel ittifakı ekseninde, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin Türkiye üzerindeki her türlü baskı, sömürü ve denetimine son verecek olan Demokratik Halk Devrimi’ni ve devamında Demokratik Halk İktidarı’nı gerçekleştirecektir.

Bilimsel sosyalizmin büyük ustası Mao Zedung’un, Lenin’in emperyalizm teorisini temel alarak 1970’ lerde geliştirdiği devrim stratejisi, günümüz için de esas olarak geçerlidir. Buna göre; devrimci süreç devletlerin bağımsızlık, milletlerin kurtuluş ve halkların devrim mücadelesi üç ana mecrada ilerliyor.

Örneğin; İran, Afganistan ve Türkiye devletleri ABD emperyalizmin saldırısına karşı ulusal devletlerini savunmaya çalışıyor. Ancak aynı ülkeler; emperyalizm çağında demokratik devrimlerini tamamlayamadıkları ve sosyalizme yönelemedikleri için hakim sınıflarının ihtiyaçları doğrultusunda kendi ülkelerindeki halkların demokratik taleplerini ve emekçi sınıfların sosyalizm için mücadelesini sistematik şekilde baskılıyor.

Ezen ve ezilen dünya ülkelerinde bulunan milletlerin ise iktidarda bulunan emperyalist veya komprador hakim sınıfsal yapılardan ötürü ulusal devrimci süreçleri sistemli olarak baskılanıyor. Filistin halkının yaşadığı durum, Kuzeydoğu Hindistan'da Manipur'da, Sri Lanka kuzeyinde Tamil'de, İrlanda'da veya Kosova'da yaşanan süreçler bu bağlamda düşünülebilir.

Tüm bu çelişmeler her biri ayrı olarak çözülmesi gereken birbirinden farklı çelişmelerdir. Bu çelişmeler tutarlı olarak ancak işçi sınıfı önderliğinde ve Marksizm-Leninizm-Maoizm rehberliğinde sosyalizme yönelen emekçi kitleler tarafından çözülebilir.

Türkiye emperyalist saldırıları püskürtecek, demokratik devrimini işçi sınıfı önderliğinde tamamlayarak kollektivizme yönelecek ve dünyanın bağlantısız ülkeleri arasındaki yerini alacaktır. Halkların devrim mücadelesi ise; Asya, Ortadoğu, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde dönemsel geri çekilmelerle birlikte artarak yoğunlaşacaktır. Demokratik Devrim hareketleri tekelci kapitalizm ile bağlarını koparıp sosyalizme yönelmedikçe kısır kalmak ve yeniden emperyalizmin kucağına düşmek durumundadır.

Kapitalizmle Mücadele Niçin Önemli?

Hangi Toplumsal Düzeni İstiyoruz?

Türkiye İşçi Köylü Partisi, tekelci kapitalizmin iktisadi, ideolojik ve kültürel cenderelerine sıkıştırılmış kitlelere kapitalizm ile durmaksızın mücadele ederek ve sosyalist alternatifi göstererek önderlik etmeye çalışır. Tüketerek ve para harcayarak mutlu olmayı dikte eden, mevkiciliği, kariyerizmi, başkalarının ayağını kaydırmayı ve altta kalanın canı çıksın türünden bir pratiği meşrulaştırmaya çalışan, bilginin ve imajların sermaye olarak kullanıldığı, her şeyin istisnasız piyasa koşullarına göre alınıp satıldığı bir meta ekonomisi düzenine her alanda meydan okumayı kritik önemde bulan TİKP, kitleleri kapitalizmin kucağına itecek her tür sınıf uzlaşmacılığına ve bürokratik uygulamaya cepheden karşı çıkar. Yayın organlarında, örgütsel faaliyetlerinde ve tüm devrimci pratiğinde emekçi sınıfların ve dünyanın mülksüzlerinin ideolojik önderliği ile hareket eder.

Revizyonizmle Mücadele Niçin Önemli?

Yeni Tehlikelere Dikkat!

Kapitalizm ve kapitalist ilişkiler yalnızca sosyalist bir ölçeğin etki alanı sınırları dışında kalan ötekinde bulunmaz. Sosyalist bir üretim biçiminin karakterinin yeniden kapitalist yönde değişebileceği, üstelik bunun dışardaki tekelci kapitalistler tarafından değil, emekçi sınıfların merkezi teşkilatı olan komünist partisi içinde yetişen kapitalistler tarafından gerçekleştirileceği saptaması, Mao Zedung'un yalnızca Stalin’in ölümü sonrası modern revizyonizmin canlanması tarihsel pratiğine değil, aynı zamanda 1976’da kendi ölümü sonrası Çin devletinde yaşanacak karşı devrimci bir darbenin potansiyeline de işaret etmekteydi. Yaşadığı dönemin analizini objektif olarak yapabilmesiyle birlikte, teorinin kendini ileride bir kez daha doğrulaması diyalektik materyalist düşünce mirası için şüphesiz büyük bir katkıdır.

Türkiye İşçi Köylü Partisi, emekçi sınıfların devrim mücadelesini sekteye uğratan her tür karşı devrimci ideolojiye karşı kararlılıkla sınıf mücadelesi çizgisi izler. TİKP, her somut koşulda gerçeği olgularda arar ve emekçi sınıfların çıkarları için kullanmaya özen gösterir. Türkiye İşçi Köylü Partisi, başını Sovyetler Birliği'nin ve güdümündeki Varşova Paktı ülkelerinin çektiği modern revizyonizme karşı geçmişte ülkemizde ve dünyada yaşanan devrimci mücadele çizgisinin mirasçısı olduğu gibi, Çin Halk Cumhuriyeti'nde 1976'da Mao Zedung'un ölümü sonrasında karşı devrimci bir hükümet darbesi ile iktidar aygıtlarını ele geçiren yeni revizyonistlere karşı da kararlılıkla mücadele eder. TİKP, Çin'deki revizyonist çizginin henüz Mao Zedung'un hayatta olduğu dönemde gerçekleştirilen emperyalizmin eli kanlı temsilcileri Richard Nixon, Henry Kissinger ve David Rockefeller ziyaretleri ile başladığını saptar ve bu ziyaretleri büyük bir hevesle gerçekleştiren ÇKP yöneticilerinin çizgisini de ayrıca eleştirir. Bu noktada Marksizmin önemli düşünce ve eylem adamlarından Enver Hoxha'nın katkılarını ve olumsuz yönlerini ciddiyetle analiz eder. Modern revizyonizm, şu an dünyanın en büyük sermaye ihraç eden ülkelerinden biri haline dönüşen Çin devletinin iktisadi, politik ve kültürel çalışmaları içinde kendini yoğun bir şekilde göstermektedir ve emekçilerin devrim mücadelesinin önünde ciddi sorun teşkil etmektedir.

TİKP'ye Nasıl Üye Olabilirim?

Şimdi Üye Olabilirsiniz!

Üyeliğin koşulları; parti program ve tüzüğünü benimsemek, temel örgütlerden birinde görev almak ve ödenti ödemeyi kabul etmektir. Üyelik için başvuruda bulunan aday üyelerin asıl üyeliğe kabul veya reddedilmesi en geç altı ay içinde karara bağlanır. Parti üyeliğine müracaat bireysel olarak yapılır. Grup olarak müracaatlar kesinlikle kabul edilmez.

TİKP Üyelik Formu için tıklayınız.