Türkiye İşçi Köylü Partisi’nin nihaî amacı; herkesin yeteneğine göre çalıştığı, ihtiyacına göre pay aldığı sınıfsız, sömürüsüz toplumu gerçekleştirmektir.

DEMOKRATİK HALK DEVRİMİ

TİKP; proletarya önderliğinde, işçi- köylü temel ittifakı ekseninde, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin Türkiye üzerindeki her türlü baskı, sömürü ve denetimine son verecek olan Demokratik Halk Devrimi’ni ve devamında Demokratik Halk İktidarı’nı gerçekleştirir.

Türkiye’nin 150 yıllık Demokratik Devrim mücadelesi birikiminin savunucusudur. TİKP Milli Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimi’nin bağımsızlık, demokrasi ve aydınlanma yönündeki bütün anti-emperyalist kazanımlarını savunur ve emekçi halk yararına yeniden hayata geçirir. Aynı zamanda bu değerleri sosyalizme ilerlemenin tarihsel birikimi olarak değerlendirir.

1 - TÜRKİYE

Türkiye tıpkı bu yüzyılın başında olduğu gibi emperyalizmle nihaî bir hesaplaşmanın eşiğine geldi. Çok daha sert iç çatışmaların yaşanacağı bir sürece girildi. ABD, Suriye’nin kuzeyinde PYD ordusu kurdu. Sürekli silah yığınağı yapıyor. Türkiye’nin tepesine yerleşen tarikat ve cemaatler toplumu hızla ayrıştırmakta, bölüp parçalamaktadır. ABD ve işbirlikçileri özellikle son 14 yıldır Cumhuriyet’e yönelik saldırılarını aralıksız sürdürdüler. Şimdi de Cumhuriyet’in yıkılmasında emperyalizmle işbirliği yapan gerici klik Anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi girişimiyle rejim değişikliğini ilan etmeye hazırlanıyor.

Atlantik sisteminin içinde çırpındıkça batıyoruz. Mendereslerden başlayarak on yıllardır uygulanan neo-liberal sistemin sonuna gelindi. Çürüyen ve can çekişen emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin önünde halka saldırmaktan başka bir seçenek görünmüyor.

ABD mevcut işbirliğiyle yetinmiyor, daha fazlasını dayatıyor. Terör eylemleri, suikastlar, sabotajlar, psikolojik operasyonlar. Olmadı, canlı bombalarla kaos ortamı yaratılıyor. İstiyorlar ki, ŞİÖ’ye yönelmeyelim. Kukla Kürt oluşumunu tanıyalım. Kuzey Irak’tan Doğu Akdeniz’e uzatılacak İsrail koridoruna yol verelim.

Batı destekli tarikat ve cemaatleri Anadolu’nun bağrından söküp atacak, ABD’nin kukla devlet oluşumunu yerle bir edecek, Türkiye’nin parçalanmasını önleyecek, toplumu yeniden birleştirecek tek yol kaldı: DEVRİM

Avrasya ülkelerinin ekonomik ve askeri işbirliği doğal olarak Amerikan emperyalizminin gerileyişini hızlandırdı. Rusya savunmadan taarruza geçti. Türkiye 15 Temmuz darbe girişimini püskürttü. Suriye, Halep’i geri aldı. Bütün bunlar emekçi devrimi ve sosyalist hareket açısından elverişli bir zemin yaratmıştır.

Demokratik Halk Devrimi’yle bu fırsatı değerlendireceğiz. Yarım kalan ve tarihimizin en büyük mirası olan Cumhuriyet Devrimi’ni tamamlayacağız. Tarihsel diyalektik materyalist anlayış bunu gerektirir. Amerikan emperyalizmine karşı savaşta hedefimiz; işçi sınıfı önderliğinde, Emekçi Cumhuriyeti’ni kurmaktır.

2- DÜNYA

Amerikan emperyalizminin Ortadoğu saldırısı Suriye’de kayaya tosladı. Avrasya Cephesi’nin Rusya, İran, Suriye ve kısmen de Türkiye’den oluşan Avrasya kolu İsrail koridorunun önünü kesti. Bölge ülkeleri ABD’nin Kukla Kürt oluşumuna tavır almaya başladılar. Atlantik ve Avrasya cepheleri arasındaki çelişmenin derinleşmesi dünyadaki saflaşmaların daha da netleşmesine yol açtı.

Suriye’nin direnişi emperyalizmin 1980’lerden bu yana uygulamaya koyduğu etnik ve dini boğazlaşmalarla ulus devletleri parçalama ve iç piyasalarını denetim altına alma politikalarına büyük

Süper güç olma yolunda ilerleyen Almanya, Fransa ve Japonya ile ABD arasındaki çelişmeler derinleşmeye devam ediyor. Rusya hızla toparlandı ve ABD’ye kafa tutan konuma geldi.

AB hızla çözülüyor. Parçalanma sürecine girdi. Kapitalizmin merkezleri terör dâhil, ekonomik ve siyasal krizlerle karşı karşıya geldi. Bir dizi tasarruf önlemlerine yöneldiler. İşsizlik çığ gibi büyümeye devam ediyor. Avrupa’da denge, Rusya-Çin çizgisine doğru kaymaya başladı. Atlantikçilik dağılırken Avrasyacılık yükseliyor.

3- YENİ BİR UYGARLIK DOĞUYOR: AVRASYA

Bugün Dünya rekabetinin merkezi Avrasya’dır. Avrasya’ya hâkim olan dünyaya hâkim olur. Avrasya’da emperyalist – kapitalist sistemin krizlerine karşı yeni atılımların ve devrimci çözümlerin gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Çin, Rusya, Hindistan, Türkiye ve İran; Avrasya’nın emperyalizme karşı direnme potansiyeli olan en güçlü devletleridir.

Rusya ekonomik bakımdan geride olmasına karşın, emperyalist bir devlettir ve ABD’den sonra en büyük askeri güçtür. Paylaşılan konumda olduğu için saflaşmada doğal olarak ezilen dünya tarafında yer almaktadır. Dünya yüzölçümünün %8’ini oluşturan nüfusunun da %25’ini doyuran Çin, Atlantik saldırısının karşısında en büyük gücü oluşturuyor. Küba, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ve Vietnam sıkıntılarını çözerek sosyalizmin inşasını sürdürmeye devam ediyorlar.

Avrasya’nın somut saflaşmasında ABD, Avrupa ve Japonya karşı devrim cephesinde yer alıyor. Devrim cephesinde ise; emekçi sınıfların ve ezilen halkların yanında Çin, Rusya, Türk cumhuriyetleri, Hindistan, İran, Irak, Suriye ve Türkiye ulusal devletleri bulunuyor.

Ufukta parlamaya başlayan yeni bir uygarlık doğuyor; Avrasya.

4- DEVLETLER BAĞIMSIZLIK, MİLLETLER KURTULUŞ, HALKLAR DEVRİM İSTİYOR!

Bilimsel sosyalizmin büyük ustası Mao Zedung’un, Lenin’in emperyalizm teorisini temel alarak 1970’ lerde geliştirdiği devrim stratejisi, günümüz için de geçerlidir. Buna göre; devrimci süreç devletlerin bağımsızlık, milletlerin kurtuluş ve halkların devrim mücadelesi üç ana mecrada ilerliyor.

Örneğin; İran ve Türkiye emperyalizmin saldırısına karşı ulusal devletlerini savunuyor.

Türkiye emperyalist saldırıları püskürtecek. Cumhuriyet Devrimi’ni tamamlayacak ve bütün Asya’yı birleştiren bir rol oynayarak Avrasya’daki gerçek yerini alacaktır. Yine işgale karşı Suriye’nin direnişini milletlerin kurtuluş mücadelesine örnek gösteriyoruz. Halkların devrim mücadelesi ise; Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin ufuklarında parlıyor. Demokratik Devrim hareketleri, sadece emperyalizmle bağlarını koparmakla yetinmeyip, sosyalizme yönelmedikçe kısır kalmak ve yeniden emperyalizmin kucağına düşmek durumundadır.

5- EMPERYALİST-KAPİTALİST SİSTEM İFLAS ETTİ!

Kapitalist-emperyalist sistem tıkandı. İnsanlığın ihtiyacını karşılamak bir yana, gelişmesinin önünde de büyük engel oluşturuyor. Bu nedenle insanlık bu köhne sistemle cephe cepheye gelmiştir. Lenin’in “Çürüyen kapitalizm”, Mao’nun “Emperyalizm kâğıttan kaplandır” saptamaları bugünler için de geçerlidir. Nükleer silahlarıyla, terör örgütleriyle, silah tekelleriyle dünyayı kana bulayan ABD emperyalizminin yıkılması kaçınılmazdır.

Sistemin krizi derinleşerek devam edecek. Kapitalist sistemin tek alternatifi, yaşamın merkezine insanı koyan, tarımda, sanayide ve yaşamın tüm alanlarında piyasa sisteminin her türlü sömürü ilişkilerine son vererek toplumsal ekonomik sistemi hayata geçirecek olan sosyalizmdir.

Çin Halk Cumhuriyet'inde 1966 yılında başlatılan, gençlerin ve emekçi kitlelerin devrimci-yaratıcı inisiyatifi ile derinleşen Büyük Proleter Kültür Devrimi, bilimsel sosyalizmin zirvesidir. O nedenle, Mao Zedung’un düşüncesi gelinen aşamada Marksizm ve Leninizm’in en yüksek aşaması olup dünya devrimlerine her zaman ışık tutacaktır. Gelişmeler yeni sosyalist atılımların bu tarihi birikimler üzerinden gerçekleşeceğini gösteriyor. Dünya halkları sömürü ve baskıdan kurtulmak, savaşlara son vermek ve doğanın daha fazla tahribatını önlemek için emperyalizmi yenerek sosyalist uygarlığa geçmek zorundadır.

6 - ANTİ-EMPERYALİST CEPHE ÇAĞRISI

Dünya sosyalist hareketi 2017 yılında anti-emperyalist cephe çağrısı yaptı ve ortak eylemleri arttırma çağrısında bulundu. Sosyalist Vietnam Cumhuriyeti’nin başkenti Hanoi’de yapılan 18. Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı’nda bir dizi önemli kararlar alındı;

‘Barış için mücadele; emperyalist işgallere ve müdahalelere karşı mücadele ve emperyalistlerin diğer ülkelerin iç işlerine müdahalesine karşı mücadele, NATO’ya ve onun genişleme stratejisine karşı mücadele; nükleer silahlara karşı, çeşitli ülkelerin askerileşmesine ve dış ülkelerde askeri üsler oluşturmalarına karşı mücadele; ülkeler arasındaki tüm anlaşmazlıkların Uluslararası Hukuk’un ilkeleri temelinde barışçı ve âdil çözümü için mücadele. Tüm bu mücadeleleri geliştirmek-büyütmek amacıyla anti-emperyalist cepheyi genişletmek.’

7 - ABD’NİN SALDIRI SAVAŞLARI DEVRİMLERE YOL AÇACAK!

Bütün dünyada savaşların başını ABD emperyalizmi çekiyor. Dünya hegemonyasını silahlı kuvvetlerinin gücüyle sürdürüyor. Çıkarlarına karşı olanları NATO ile vuruyor. Irak, Libya ve Suriye’de olduğu gibi saldırı savaşlarına yöneldiler. Emperyalizmin karakterini kavrayamayan bazı çevreler saldırının Irak’la sınırlı kalacağını sanıyorlardı. Yanıldılar. ABD saldırısı Irak’tan sonra Libya ve Suriye’ye yöneldi. Libya parçalandı. Suriye kahramanca direniyor. Sırada Türkiye ve İran var. Saldırı buralarla da sınırlı kalmayacak.

Kapitalist-emperyalist sistemin krizi o denli derin ki, düzlüğe çıkabilmesi için Doğu Akdeniz’den başlayıp Çin’e kadar uzanan zenginlikleri tek başına denetlemeleri gerekiyor. Bunun da yolu, Avrasya engelini aşmaktan geçiyor. Mümkün mü? Savaşmadan aslâ. Mao Zedung’un dediği gibi “Ya devrimler savaşları önleyecek, ya da savaşlar devrimlere yol açacak.” Gelişmeler savaş etkenlerinin ağır bastığını gösteriyor. Kılıçlar kınından sıyrıldı. Yığınaklar hızlandı.

ABD dünya hâkimiyetinden vazgeçer mi? Yenilgiyi kabul eder mi? Savaş yapmamak emperyalizmin irâdesi dâhilinde değil. 3.Savaş Türkiye’nin merkezinde yer aldığı bölgede yoğunlaşıyor. İnsanlığın dörtte üçünü karşısına almış olan ABD kaçınılmaz sonuna doğru hızla ilerliyor. Savaşacak ve yenilecek.

8- ABD GERİLEYEN GÜÇ

11 Eylül 2001, ABD’nin başta ekonomi olmak üzere her alanda gerileyişini başlatan kırılma tarihidir. ABD’nin ekonomisi çöküyor. ABD ekonomisi 2000 yılında duraklama sürecine girmiş, 2001 ve 2002 yıllarında başlayan gerileme süreci ise, 2017 yılına dek artarak devam etmiştir. ABD ekonomisinin bugünkü düzen içinde kurtarılması mümkün görünmüyor.

Suriye direnişiyle BOP kayaya tosladı. ABD yalnızlaşırken, Avrasya güçleniyor. ABD’nin gerileyişinde Çin belirleyici konumda. Çin ekonomisi hızla gelişiyor ve 2025 yılında ABD’yi geride bırakacağı öngörülüyor.

Köklü bir devlet geleneği olan Rusya hızla toparlandı ve Batı’yı en büyük tehdit olarak tanımladı. Bugün Rusya, ABD tarafından Avrasya hâkimiyetinin önündeki en büyük engel olarak değerlendiriliyor.

ABD kendi içinde de bölünmeler yaşadığı gibi Avrupa ve Japonya ile olan çelişmeleri de hızla derinleşmeye devam ediyor.

9- EZİLENLER ARASINDAKİ ÇELİŞMELER

ABD saldırılarında milliyet ve mezhep çelişmelerini kullanıyor. Hırvatlar, Kürtler, Uygurlar, Boşnak ve Çeçenler bu tuzağa düştüler. Diğer yandan; PKK, PYD, IŞİD, ÖSO vb. terör örgütlerini kullanmaya devam ediyor. Yine Türkiye’nin Suriye, Irak, İran ve Rusya arasındaki çelişmeleri körüklüyor. Bütün bunlar, halkları başarıya götürecek olan biricik eksenin emperyalizme karşı ortak mücadele olduğunu gösteriyor.

10- KÜRDİSTAN ABD’NİN STRATEJİK HEDEFİ

ABD’nin Irak işgaliyle yetineceğini sananlar yanıldılar. Nitekim; Irak’tan sonra Libya ve Tunus’a, ardından da Suriye’ye saldırdı. Hedefi, Doğu Akdeniz ve Doğu Karadeniz’e sınırları olan kukla Kürt devleti kurmak. Üs haline getirmeyi planladığı bu devletle Hazar petrollerini, Rusya’nın doğalgaz kuyularını ve Asya’nın tüm zenginliklerini denetlemeyi hedefliyor.

Birincisi; kukla devletle Karadeniz’e çıkarma yapmayı ve Rusya engelini aşmayı düşünüyor. (Daha önce Rusya’ya saldıran Napolyon ve Hitler yenildiler. 1915’te Boğazlar’dan geçmek isteyen İngiliz ve Fransızlar da bozguna uğradılar. Geriye tek seçenek kalıyor. Doğu Akdeniz’den Doğu Karadeniz’e sınırı olan Kürdistan.)

İkincisi; Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasına kama gibi girerek aradaki bağlantıyı koparmak. Üçüncüsü; kukla devletle Türkiye, İran, Irak ve Suriye’yi bölmüş oluyor.

11- HALK HAREKETİ VE SOLDA DURUM

ABD ile savaşı FETÖ ve PKK ile sınırlandırmak, arkalarındaki gücü görmezden gelmek emperyalizmin göz ardı edilmesine hizmet eder. Bununla birlikte ABD’nin yenildiğini, Türkiye’nin eksen değiştirdiğini ileri sürmek de mücadeleyi zaafa uğratır ve yenilgiyle sonuçlanır. Türkiye; siyasi, askeri, ekonomik, felsefi ve kültürel alanlarda halen emperyalizmin istilâsı altındadır. Sadece dıştan değil, içten de kuşatılmış konumdayız. İncirlik tam bir fesat yuvası. Yer altı zenginliklerimizi yağmalamaya devam eden emperyalistler, üs ve limanlarımızda da istedikleri gibi at oynatıyorlar.

Türkiye’de sosyalizm adına mücadele edenler içinde üç politika öne çıkıyor:

Birincisi; Emek ekseni: İşçi sınıfını ve köy emekçilerini temel güç olarak değerlendiren ve Demokratik Halk Devrimi’ni amaçlayan devrimci politikalar bu eksende üretiliyor. TİKP, üniter devlet çerçevesinde, milliyet ve mezhep farkı gözetmeden ayrı ayrı partiler yerine tek partide örgütlenmeyi savunuyor. ABD’nin kukla Kürt Devleti oluşumuna temelden karşı çıkıyor.

İkincisi; Neo-liberal eksen; Kürt sorununu emek mücadelesinin önüne koyuyor. PKK’yi destekleyen kesim daha çok bu gruba giriyor. Emperyalizmin dayattığı ayrı ayrı örgütlenme modeli doğrultusunda kukla Kürt devleti oluşumunu destekliyorlar. Hem Kürt sorununda, hem de insan hakları ve demokrasi konusunda batıcı çözümleri savunuyorlar. Emperyalizmin yedek gücü işlevini görüyorlar.

Üçüncüsü; sınıf uzlaşmacısı sol. Tayyip Erdoğan ve AKP’nin millî çizgiye geldiği, Atlantik’ten Avrasya’ya geçmekte olduğu tezini ileri sürüyorlar. Bunlara göre, terör Erdoğan’ı hedef alıyor ve Erdoğan’ın alternatifi yok. Erdoğansız Türkiye mümkün değil. AKP’nin de içinde olduğu Milli Hükümet öneriliyor. Görüldüğü gibi; sınıfsal olarak en gerici burjuvazinin değirmenine su taşıyorlar.

12- EMPERYALİZME KARŞI İKİ ÇİZGİ MÜCADELESİ

Yıllar içinde yaşanan gelişmeleri irdelediğimizde, Amerikan emperyalizmine karşı mücadelede iki farklı çizginin olduğunu görüyoruz: Mendereslerden başlayıp Demirel ve Özallarla devam eden, günümüzde de Tayyip ve kliğinin temsil ettiği emperyalizme bağlı

gerici çizgi; diğeri ise, Türkiye’nin bağımsızlığı için mücadele eden devrimci çizgi. Devrimciler emperyalizmi hedef alırken diğeri ise, emperyalizmle işbirliği yaparak ülkeyi iç savaşın eşiğine getirmiştir. Amerikan emperyalizmine karşı savaşı göremeyenler pratikte düşmanın değirmenine su taşırlar. Öte yandan; bağımsız bir duruş sergileyerek yeni bir cephe açmak yerine çareyi Tayyip ve kliğinin temsil ettiği en bağnaz, en gerici burjuvaziyle uzlaşma çizgisi izleyenler de son tahlilde emperyalizmin kafesinde oynuyorlar. Peki; karşı devrim güçleri arasında tercih yapmak zorunda mıyız? Üçüncü bir yol olamaz mı? Elbette var. Devrimci tavır, bağımsız bir güç olarak ortaya çıkmaktır. Devrimci bir duruş sergilemektir. Gerici ve bölücü mihraklar arasındaki çelişmeyi derinleştirmektir. Amerikan emperyalizmine karşı savaşın zorlu ve çetin geçeceğini, önemli güçlüklerle karşılaşacağımızı biliyoruz. Fakat Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi, varımızı yoğumuzu ortaya koyacağız ve mutlaka kazanacağız.

13- AKP KARŞIDEVRİMCİ BİR PARTİ

AKP İktidarı özellikle dört temel konuda izlediği politikalar nedeniyle karşıdevrim cephesinde yer alıyor ve yıkılması gerekiyor. Birincisi; Cumhuriyet Devrimleri’ne ve kazanımlarına temelden karşı çıkıyor. 14 Yıldır aralıksız sürdürdüğü karşıdevrim savaşını anayasa değişikliği ve başkanlık sistemiyle noktalamak istiyor. İkincisi; ABD’nin stratejik hedefi olan kukla Kürt Devleti oluşumuna cepheden tavır almıyor. Üstelik Barzani ile Irak’a, ÖSO ile de Suriye’ye düşmanlık yaparak ABD’nin stratejik politikalarına hizmet ediyor. Üçüncüsü; AKP, Milli Ordu düşmanı bir partidir. ABD ve Batı’nın yıllardır Milli Ordu’ya yönelik yıkıcı dayatmaları bu iktidar yoluyla gerçekleşti. Dördüncüsü; AKP emek düşmanı bir parti. Ülke kaynaklarını emperyalist tekellere peşkeş çekiyor. Emekçi gelirleri gün gün aşağılara çekiliyor. İşsizlik artıyor. Halk yoksullaştırılıyor.

14- ABD’NİN PARALI ASKERLERİ

PKK, Kandil’de tüm dünyaya yeni suç ortaklarını ilân etti. TKP/ML, PKK, THKP-C, MLSPB, MKP, TKEP - LENİNİST, TİKB, DKP, DEVRİMCİ KARARGÂH ve MLKP’nin katılımıyla, Halkların Birleşik Devrimci Hareketi (HBDH) diye bir ittifak kurduklarını açıkladılar. Böylece bunların maskeleri düştü.

ABD ve İsrail’den para ve silah dâhil, her türlü desteği alacaksın; sonra da solcu geçineceksin. Emperyalizmin paralı askerlerinden solcu olunduğu dünyanın neresinde görülmüş?

Neo-liberal solcular hala PKK için ‘Gerilla Güçleri’ benzetmesinde bulunuyorlar. Yine ABD dışişleri, yazışmalarında PKK üyeleri için ‘Özgürlük savaşçıları’ diyor. Dağa öğretmen kaçıranlardan, köylüyü kurşunlayanlardan, araç yakanlardan, canlı bomba olup kalabalık mekânlarda kendini patlatanlardan gerilla da, özgürlük savaşçısı da olmaz. Bunlar terör eylemleridir. Gerilla emperyalizme karşı savaşır. Sivil halka zarar vermez. Türkiye Kurtuluş Savaşı’nda, Yunan İç Savaşı’nda, Vietnam, Kamboçya ve Laos’ta, Çin ve Küba’da olduğu gibi kaynağını halktan alır. Başta sosyalistler olmak üzere devrimciler, vatanseverler PKK’nin hep karşısında olmuşlardır.

15- EMPERYALİST SALDIRI NASIL PÜSKÜRTÜLÜR?

Dış Cephede;

Yakıcı Görev; Kukla devleti Engellemek

ABD stratejik olarak hedeflediği kukla Kürt devleti oluşumuyla İran, Irak, Suriye, Türkiye ve Rusya’yı tehdit ediyor. Bu durumda bütün bölgeye yönelik tehdit oluşturan kukla Kürt Devleti’ni engellemek bölge ülkelerinin ve halklarının en yakıcı görevidir.

Bunun için; Türkiye, Suriye başta olmak üzere Irak, İran ve Rusya ile bölgesel işbirliği yapılmalıdır. Bölgenin aznavurları olan ÖSO ve benzeri terör örgütleriyle sürdürdüğü kirli ilişkilere derhal son vermelidir . Irak’ta Barzani ve PKK, Suriye’de de PYD’ye karşı savaşı esas almalıdır. İncirlik başta olmak üzere üs ve limanlar koalisyon güçlerinin kullanımına kapatmalıdır.

İç Cephede;

Emperyalizme Karşı Birleşik Halk Cephesi

Emperyalizme karşı seferberlik lâfla değil, pratik eylemlerle olur.

Çözüm: Emperyalizme Karşı En Geniş Cephe

Anti-emperyalist bütün güçler farklılıklarını bir kenara bırakarak bir araya gelmelidir.

Pratik olarak büyük illerden başlayarak milyonların seferber edileceği kitlesel Cumhuriyet Mitingleri düzenlenmelidir.

Birincisi; CHP, VP, ÖDP, KP, HKP, TİKP, TSİP, DİSK, Türk-İş, TMMOB, Barolar, Tabipler Birliği, ADD, ÇYDD, CKD, TGB, FKF, TGF. Adlarına burada yer veremediklerimiz dâhil, tüm ilerici, devrimci, yurtsever ve sosyalist partilerin, tüm emek örgütlerinin ve sendikaların, tüm demokratik kitle örgütlerinin bu oluşuma katılımı sağlanmalıdır.

İkincisi; kukla devlet oluşumunun hedef aldığı dört ülke - Türkiye, İran, Irak, Suriye- ve Rusya bölgesel işbirliği yapmalıdır.

Üçüncüsü; Emperyalizme karşı mücadelede Avrasya Cephesi’nin her türlü desteği alınmalıdır.

16- EMEKÇİ CUMHURİYETİNİN STRATEJİSİ

Ülkemizin geleceğini Amerikan emperyalizmiyle Türkiye halkı arasındaki çelişme belirleyecek. TİKP neo-liberalizme karşı Bilimsel Sosyalizm’in kalesidir. Türkiye’nin önünde iki yol bulunuyor: Ya ABD ile işbirliğine devam edecek ve emperyalizmin yenilgisini paylaşacak, ya da işbirlikçi yöneticileri sırtından atacak ve devrimci çözümde ilerleyecek.