Devrimci Parti ve Din

Devrimci Parti ve Din

Son günlerde ortaya çıkan önemli tartışmalardan bir tanesi, devrimci bir partinin önderliğinin dini ideolojiye mensup olup olamayacağı şeklinde kendini göstermektedir. Öncelikle somut bir gerçeği saptayalım. Tekelci kapitalizmin bir enstrümanı konumundaki AKP gericiliği, siyasal konumunu pekiştirmek ve toplumu hedefleri doğrultusunda dönüştürmek üzere üstyapı olarak bilinen fikir, kültür, sanat, estetik gibi alanlarda saldırısını ağırlaştırıyor. Eğitim müfredatları hızla gericileşiyor, İmam Hatip Liseleri seçenek adı altında dayatma ile gündeme getiriliyor, gençlik başta olmak üzere toplumun geniş kesimleri hurafelerin, batılların, dogmatik görüşlerin, Tanrı korkusu temelli ahlaki erozyonun pençesinde kıvranıyor… Aydınlanmadan yana olan aileler kaygı içerisinde, demokratik kazanımların tek tek ellerinden alındığını çaresizlik içinde görüyor ve geleceğe yönelik büyük endişe duyuyorlar.

AKP ve Tayyip Erdoğan kliği kendilerini yöneten sermaye ve güç odaklarının da talimatı ile gerici ideolojisini kuvvetlendirdikçe, kendini bu gericiliğin bağlamında gören sözde sosyalist bazı partilerde de kaçınılmaz yansımalar ortaya çıkıyor. Özellikle AKP ve MHP gericiliği ile vatanseverlik adı altında işbirliği hayali kuran kesimler, bu kez gericiliği sevimli gösterme misyonunu benimsiyor. Sosyalist sol içinde tahribata neden olan bazı yapılanmalar da, dini ideolojiyi ve özel olarak da İslamı nasıl bilimle bağdaştırabileceğinin derdine düşüyor. Hayalleri İslamcı olarak kabul ettikleri bir coğrafyadan yandaş toplayabilmek…

Bunlar tamamen boş hayallerdir. Yalnızca boş değil aynı zamanda demokratik devrimi gerçekleştirme ve sosyalist yeni bir toplum kurma tarihsel sorumluluğu bulunan proleter devrimci kadrolar ve kurumlar için de tamamen yıkıcı ve zararlı çabalardır. Yıkıcıdır, çünkü toplumu dini ideolojinin hurafeleri altında birleştirip geliştiremezsiniz. Zararlıdır, çünkü bilimsel bilginin peşinde olan özgür aklın binlerce yıllık mücadelesine ket vurmuş olursunuz ve hurafe ile bilimi sentezlemeye çalışarak, tekelci kapitalizmin insanı tutsak eden düzlemine katkı sunmuş olursunuz.

Reform hareketlerinden başlayarak, Aydınlanma evresinde zirvesine çıkan ardından Marksizm-Leninizm ile bilimsel bir temele oturtulan dini ideolojiye karşı mücadele perspektifi günümüzde sosyalistlerin taşımak ve geliştirmek tarihsel sorumluluğu bulunan mücadele alanlarının başında gelmektedir. Burjuvazi artık ilerici özelliğini yitirmiş ve insanlığı geliştirmek ve özgürleştirmek doğrultusunda atacak tek bir mermisi kalmamıştır. Burjuvazi tekelci kapitalizm çağında çıkarları gereği tarihsel açıdan aştığı feodalizm dönemine ait ideolojik unsurlara sarılmış ve toplumları denetiminde bunları yoğun şekilde kullanmıştır. Ülkemizin de içinde bulunduğu üçüncü dünyanın dışa bağımlı kapitalistleşen toplumlarında dini ideoloji, özgür insanın önündeki en büyük engellerden biridir. Dini ideolojiye ve her tür boş inanca karşı mücadele emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesinin en önemli ayaklarından biridir. Çünkü ikincisi ancak ilki ile etki alanını genişletmekte ve istikrarını sürdürmektedir.

Bilimsel Sosyalistlerin Tarihi Sorumluluğu

Bilimsel sosyalist partiler toplumu her tür sömürünün ve tahakküm ilişkisinin ortadan kaldırılacağı sınıfsız toplum doğrultusunda dönüştürecek, bu dönem boyunca ortaya çıkacak çelişkileri doğru şekilde ele alıp çözecek olan öncü unsurlardır. Öncü unsurun tarihsel sorumluluğu ağırdır. Kadrolarının toplumun özgürleştiricisi olduğu bilinci ile hareket etmesi ve kendini yetiştirmesi zorunludur. En başta kendi pratiğinde tutarlı olmalıdır ve örnek olmalıdır. Toplumun karşısına çıkacağı devrimci bir program ve stratejinin gerçek referans kaynakları konusunda toplumda bir şüphe yaratmamalıdır. Öncü tutarlı, cesaretli ve daima bilimsel bilginin yanında olmalıdır.

Sosyalizm gibi bir derdi olmayanların, toplumun özgürleşmesi gibi de bir derdi olmaz. Bu da revizyonizm pratiklerinin ortaya koyduğu tarihin tunç yasalarından biridir. Türkiye İşçi Köylü Partisi olarak, liberalizm ve meta ilişkilerinin yolunu açacak bir aydınlanmadan değil, sosyalizm ve sömürüsüz bir toplum yolunda aklın aydınlanmasını savunuyoruz. Her tür vesayet ilişkisinden kurtulmuş özgür insanlardan oluşan yeni bir toplumun stratejisini oluşturmuş bulunuyoruz. Kadrolarımız bu tarihsel sorumluluk bilinci ile hareket etmektedir. Dini ideolojinin ve hurafenin önderliğine sirayet etmediği, bilimsel bilginin ve gerçeğin peşinde olan partimizin emperyalizmin uzantısı AKP gericiliğine ve bu gericiliği meşru hale getirmeye çalışan revizyonist yapılanmalara karşı kesintisiz mücadelesi sürecektir.

TİKP Merkez Komitesi

Etiketler: # # # # #