Çözüm: Sistem Dışına Çıkmak!

Çözüm: Sistem Dışına Çıkmak!

Türkiye’nin geleceği emperyalizme bağımlı bir avuç işbirlikçinin keyfine bırakılamaz! YSK’nın hukuksuzluklara alet edildiği koşullarda, örgütlenmenin önüne her türlü yasal zorluğun konulduğu bir ortamda, OHAL’in keyfi şekilde 7. kez uzatıldığı koşullarda sağlıklı bir seçim kesinlikle olamaz! Bir kez daha altını çiziyoruz. Demokratik hakları gasp etmek ve ülkenin geri kalan kaynaklarını da sınırsız talan etmek için uzatılan OHAL koşullarında yapılacak seçimin hiçbir meşruiyeti yoktur!

Burjuva Demokrasisi Dahi Yok!

Bu seçim; tekelci kapitalistlerin ezilen dünya halkları ve ulusları için biçtiği parlamenter demokrasi düzeneğinin her açıdan vidalarının çıktığını da göstermektedir. Türkiye’de 2000’lere kadar ağır aksak sürdürülen burjuva demokrasisi dahi şu an bulunmamaktadır. Bu süreç çoktan geride kalmıştır. Bırakalım seçimleri, daha önce seçimlere katılmış partilerin dahi hakları hızla ellerinden alınmış durumdadır. Yalnızca emekten yana demokratik ve devrimci partilerin değil, yeni düzenlemelerle tekelci kapitalistlerin layık gördüğü birkaç ana akım siyasi hareket dışında tüm partiler artık meclisin dışına atılmıştır. Yasalar hiçe sayılmaktadır. Örgütlenmenin önüne her seferinde yeni yeni bürokratik engeller konulmaktadır.

Türkiye’nin Sorunları Sandıkta Çözülemez!

Bu gelişmeler sürecin gidişatını da açıkça gösterir niteliktedir. Türkiye’nin ağırlaşan sorunları sandıkta çözülemez.Son 16 yılda Türkiye tarihinin en büyük borçlanması yapıldı. Türkiye 2018 yılında 177.5 milyar dolar dış borç ödeyecek. Sistemin adayları bol bol nutuk atıyorlar. Söyler misiniz bu borçları nasıl çevireceksiniz? Hiçbir yanıtları yok, olamaz da! Emekçi halkı farklı söylemlerle ezmek dışında yapacakları hiçbir şey bulunmuyor.

Emperyalistler etnik ve mezhepsel saldırıları ile bölge halklarını birbirlerine karşı kışkırttı. Mikro milliyetçilikleri desteklediler, dinci gericiliği büyüttüler, şimdi ise bölgeye yeni müttefikler ve ilişkiler ile çok daha büyük bir senaryo doğrultusunda saldırı hazırlığındalar. Daha geçen ay ABD’nin Suriye’ye yönelik füze saldırısının yanında yer alan sözde yurtseverler, saldırının başını çeken Amerikan emperyalizmine ve saldırı aygıtı olan NATO’ya ne yaptırımda bulunabildi? Peki başta İncirlik ve Kürecik olmak üzere ABD emperyalistlerinin babalarının çiftliği gibi kullanmaya devam ettikleri üslere yönelik ne yaptırımınız var? Sıfır!

Türkiye’nin sistem içi değil acilen sistem dışı çözümlere ihtiyacı bulunuyor!

Vicdanınızı Kirletmeyin!

Devrimci vicdana, ahlaka ve etik değerlere en çok ihtiyacımızın olduğu bir dönemde bulunuyoruz. Başı ve sonu tekelci kapitalistler tarafından belirlenmiş bu seçim karnavalında peki siz ne yapıyorsunuz? Halka hizmet mi ediyorsunuz? Devrimci taktik mi izliyorsunuz? Geçin bunları! Dar çıkarlarınızın peşindesiniz ve halka göz göre göre yalan söylüyorsunuz! Çözülen sistemi yaşatmak için adeta birbirinizle yarışıyorsunuz! Bu sahnede değil aktör, figüran dahi olamazsınız!

Devrim tarihinden hangi dersleri aldınız?

Kurtuluş Savaşı’nın henüz hazırlık günlerinde meclis tıpkı bugünkü gibi işlevsiz hale getirilmiş, ordular dağıtılmıştı. Dönemin bağımsızlık savaşı önderliği o meclis içinde mi çözüm aradı?

Peki bilimsel sosyalistler ne yaptı? Lenin ve Bolşeviklerin 1905 dönemindeki tavrı ne olmuştu? Lenin; her tür mücadele biçiminin değerlendirilmesi ve göz ardı edilmemesinin altını çizer ve şöyle der: “1905’te parlamentonun Bolşevikler tarafından boykot edilmesi, devrimci proletaryaya son derece değerli siyasal deneyimler kazandırdı, parlamenter savaşım biçimlerini reddetmenin bazen yararlı ve hatta zorunlu olduğunu gösterdi.”

Yine Lenin’in şu açıklaması anımsanmalıdır: “Emekçi sınıfların öncüsünü örgütlemek için ve onu parlamentarizme karşı işçi sınıfı tarafına kazanmak için, burjuva demokrasisine karşı emekçi iktidarını kazanmak için yapılması gereken temel şeyler yapılmalıdır.”

Peki siz kime karşısınız? Kimin aracını kullanarak kime karşı olduğunuzu düşünüyorsunuz? Sorumuz Tayyip Erdoğan seçilmesin de ne olursa olsun diyenleredir. Emekçilerimizi nasıl örgütlemeyi, hangi mekanizmalar ile sosyalizme yöneltmeyi düşünüyorsunuz? Belli ki böyle bir derdiniz yok ve küçük hesaplar, mahalle baskıları içinde savrulup duruyorsunuz.

Gün Cesaret Günüdür!

Gün manipülasyonlara kanmama günüdür! Gün cesaretli olma, halka hizmet etme, devrimi örgütleme günüdür! Gün; büyük Marksist Mao Zedung’un yazar Lu Sun’dan yaptığı alıntıda belirttiği gibi: “Kaşlarım çatık, dimdik meydan okurum suçlayan binlerce parmağa; Başım eğik, uysal bir öküz gibi hizmet ederim çocuklara!” diyebilme günüdür.

Dik durmak, onurlu yaşamak ve halka hizmet etmek dışında başka bir seçeneğimiz bulunmuyor. Bu hizmet halkı sistemin vidalarını sıkmaya çağırmakla olmaz! Bunun adı devrimcilik değildir. Halka kendi gerçek çıkarlarını ve bugünden tamamen farklı yeni bir toplumun zorunluluğunu açıklamak devrimci sorumluluk ve ahlakın gereğidir.

Dayatmalara Son Vermek İçin…

Emekçi halka kendi iktidarlarını kurmaktan ısrarla vazgeçmesini aşılıyorlar. Halka Atlantik sisteminin burjuva-gerici partileri ile burjuva Kürt milliyetçiliği arasında tercih yapma seçeneğini dayatıyorlar. Parçalara ayırdıkları sosyalist harekete ve emekçilere hem aday çıkartamadıkları için kıs kıs gülüyorlar, hem de Batı emperyalizmi yanlısı CHP ekseni ile burjuva Kürt milliyetçiliği arasında tercih yapın diyorlar. Hayır yapmıyoruz!

Biricik Çözüm Sistem Dışına Çıkmaktır!

Tam bir seçim maskaralığı ile karşı karşıyayız. Bu evrede Türkiye’nin ihtiyacı; düzmece seçimlerde değil, devrimci çözümlerdedir. Türkiye’nin ihtiyacı; İncirlik Üssü’ne el koymak, NATO’dan çıkmak, ABD’nin stratejik ortaklığından ayrılmaktır. Sistem içindeki partiler bunların hiçbirini yapamaz!

Türkiye’nin ihtiyacı; Suriye ile derhal işbirliğine gitmektir. Ezilen halklarla birlikte tekelci kapitalistlere ve kuklalarına karşı en geniş dayanışmanın oluşturulmasıdır. Türkiye’nin ihtiyacı; dış borçların tasfiyesidir. Türkiye’nin ihtiyacı özelleştirme değil, özelleştirilen kurumların yeniden halkın yararına kamulaştırılmasıdır. Tekelci kapitalistlerin desteklediği gericiliğe karşı halkçı, devrimci bir aydınlanma seferberliğidir! Sistem içindeki partiler bunların hiçbirini yapamaz!

Büyük bir fırtınanın yaklaştığı böylesi tarihi bir süreçte bu seçim maskaralığına alet olmayalım. Çürüyen sistemin belirlediği bu çöplüğün içinde debelenip durmayalım!

Bugün yapılması gereken biricik görev zihnen ve ruhen sistemin dışına çıkmaktır. Şablonları kırmak ve özgürleşmektir. Demokrasiyi tekelci kapitalistlerin aygıtlarında aramak değil, yeniden tanımlayıp emekçi halkımız için yeniden kurmaktır!

Emekçi halkımızı, demokrasiden ve devrimden yana tüm ilerici güçleri örgütlenmeye ve geleceği kurmak için Türkiye İşçi Köylü Partisi ile birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Sistemin seçim postalını kabul etmiyoruz!

İsmail Durna – Türkiye İşçi Köylü Partisi Başkanı

Etiketler: # # # #