Çin Deneyini Tartışmanın Önemi – 5

Çin Deneyini Tartışmanın Önemi – 5
image_pdfimage_print

Ezilen ülkelerin emperyalistlere karşı sürdürdüğü savunma savaşları haklıdır ve desteklenmesi gerekir. Önümüzde üç örnek var;

★ Birincisi; ABD işgaline karşı Suriye’nin sürdürmekte olduğu savaş haklıdır ve desteklenmelidir.

★ İkincisi; KDHC’nin sık sık kıtalararası balistik füze denemelerinde bulunması. Çok sayıda hidrojen bombası ürettiğini bütün dünyaya ilân ederek Amerikan emperyalizmine meydan okuması tereddütsüz desteklenmelidir.

★ Üçüncüsü; ABD’nin kukla Kürt devleti tezgâhına İran, Irak, Suriye ve Türkiye’nin karşı çıkması, püskürtmesi doğru ve ilerici bir siyasettir.

Küreselleşmeyi sahiplenen ÇKP’ye göre ezilen ülkelerin emperyalizme karşı savaşı yersiz. Sınıf savaşlarına da gerek yok. Devrimler çağı bitti. Önemli olan ekonomik gelişmeler ve ortak çıkarlar.

KDHC’ne karşı alınan tavır, bilimsel sosyalistlerle revizyonistler arasında önemli bir ayrım çizgisidir. Sosyalistler kararlı olarak KDHC’nin yanında yer alıyorlar ve Amerikan emperyalizmine karşı mücadelesini destekliyorlar. Çin ise; emperyalistlerle birlikte hareket ediyor. KDHC’ne karşı çeşitli yöntemleri kullanarak mücadelesini engellemeye çalışıyor. Bu tutum Çin’li yöneticilerin ezilen ülkelerin emperyalizme karşı mücadelesine ihanet ettiğini gösterir.

Amerikan emperyalizmi Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de, Venezuela’da ve dünyanın birçok yerinde yıllardır aralıksız saldırı savaşları yürütüyor. Bu savaş haksız bir savaştır. Buna karşılık Suriye başta ezilen ulusların savunma savaşı ise haklı bir savaştır. Bu nedenle Suriye’nin savaşını, KDHC ve Küba’nın emperyalist kuşatmaya meydan okumalarını ve sosyalist devletlerini savunmalarını destekliyoruz.

Yolsuzlukların İdeolojik Kaynağı

ÇKP’nin yaptığı açıklamada son beş yılda disiplin kurallarını ihlâl eden suçlar nedeniyle 1 milyon 537 bin parti üyesinin tenzili rütbe, kamu görevinden azil ve partiden ihraç gibi çeşitli cezalara çarptırıldıkları söylendi. 58 Bin vakanın ise yargıya intikal ettiği belirtildi. Diğer yandan yolsuzlukla mücadele kurumunun 8 bin çalışanının bizzat yolsuzluk soruşturması geçirmesi ve çeşitli cezalara çarptırılması çürümenin çok daha derinlerde olduğunu gösteriyor. Öyle ya yolsuzluklar durup dururken boşlukta oluşmadı.

ÇKP, Sovyetler Birliği’nde kapitalizme geri dönüşü de yolsuzluklara bağlıyor. Tek başına bu tavrı bile konuya farklı nedenlerle yaklaştığını gösteriyor. Buradan yola çıkarak yolsuzluklara karşı ülke çapında mücadele kampanyası başlatıyor. Parti saflarında, iş çevreleriyle oluşan ve ciddi boyutlara varan çıkar ilişkilerine savaş açıyorlar. Niçin? Herhalde emekçileri düşündükleri için değil. İstiyorlar ki; foyaları meydana çıkmasın, kapitalistleşme dolu dizgin devam etsin.

Köylü isyanları, işçi grevleri, ucuz işgücü, arazilerin satışı, rüşvet ve yolsuzluklar. Bütün bunlar mevcut üretim ilişkilerinin ortaya çıkardığı olgularıdır. Bunlar aynı zamanda yolsuzlukların ideolojik zeminini, kapitalist üretim ve bölüşüm ilişkilerinin oluşturduğunu kanıtlamaktadır. Böylece ÇKP’nin revizyonist çizgisi de belgelenmiş oluyor.

Kapitalist Dünya Pazarı ile Bütünleşme

Sosyalist bir ülke için, kapitalist dünya pazarından kopmak ve bir çekim merkezi oluşturmak, programının en temel ilkesidir. Çin yönetimi ise; tam tersine hem içte hem de dışta kapitalist dünya pazarıyla içli dışlı oldular. Emperyalist-kapitalist sistem, geri dönüş yoluna giren Çin’i kendi sistemiyle buluşturmakta pek zorlanmadı. Sınıfsal olarak, ekonomik ve kültürel olarak, yaşam tarzı olarak Çin’e girdiler ve kısa zamanda dönüştürmeyi başardılar.

ŞİMDİ OKUYUN!  Seçenek Oluşturmak!

Yabancı bankaların kurulması ve Dünya Ticaret Örgütüne (DTÖ) girilmesiyle birlikte gümrükler indirilmiş, kapitalist tekellerin Çin pazarına girişi kolaylaştırılmış ve ticari faaliyetleri güvence altına alınmıştır. Ekonomide liberalleşme bizzat devlet eliyle gerçekleştirilmiştir. Kapitalizm günlük hayatı işgal etmiş, birçok alana sızmış ve eski kimliğini genel hatlarıyla koruyarak yeni bir hüviyete bürünmüştür. Yapısal değişikliklerin ardından da dünya kapitalist sistemiyle bütünleşme tamamlanmıştır.

Ticarette ve sermaye hareketlerinde serbestleşmeyi ve kapitalist dünya pazarıyla bütünleşmeyi sürdürmenin tek bir anlamı var; Çin bu çıkışıyla “Yükselen bir güç olarak dünya hegemonyasında ben de varım” demektedir.

İç piyasada faaliyet gösteren yerli ve yabancı işletmeler piyasa ekonomisinin yöntemleriyle çalışmaktadır. Yerli işletmelerin hem kendi aralarında hem de yerli işletmelerin yabancı işletmelerle olan rekabetlerinde işgücünün maliyetini sürekli aşağılara çekmişlerdir. Kararlarında bağımsız olan, kendi aracını ve finansmanını kendisi yaratan bu işletmeler birbirleriyle kıyasıya rekabet etmektedirler. Bu da işgücü fiyatlarının düşmesine yol açmaktadır. Çünkü; emeğin maliyetini düşürmeden işletmeler birbirleriyle rekabet edemezler.

Çin ekonomik büyümeyi nasıl gerçekleştirdi? Ne yaptılar da dünyanın en büyük 500 şirketinden 125’ine sahip oldular? Nasıl oldu da ABD’yi gerilettiler?

Bunun bir tek yolu var: Dünyanın en kalabalık emekçiler ordusuna sahip olmak avantajıyla, emekçiler üzerinde rakiplerinden daha fazla sömürü uygulamak, işçilerin zorunlu masraflarını kısmak. Çin yönetimi tıpkı Brejnevler gibi ucuz işgücünü yoğun olarak kullanmanın da ötesinde işçinin zorunlu masraflarından da kısıntı yapıyorlar. İşçilere, çalışma yeteneğini kaybetmeyecek biçimde yaşamlarını sürdürmeleri sağlanıyor. İç piyasayı emperyalist-kapitalist tekellere sonuna kadar açmışlardır. Sermayenin artması demek proletaryanın artması demektir.

Xi Jinping, serbest piyasa ekonomisinin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, korumacı politikalara son verilmesini belirterek Çin’in küreselleşmeyi benimsediğini bütün dünyaya ilan etmiştir. Xi Jinping’in uluslararası platformlarda küreselleşmeyi sahiplenmesi, uluslararası sermayenin en saldırgan en gerici kesimlerini sevindirdi. Kapitalizmin sözcüleri bile yayınladıkları manifesto ile izlenen politikaların dünyayı dörtnala savaşa ve yıkıma sürüklediğini, finans kapitalin devletleri tutsak aldığını, halk sınıflarını çaresiz bıraktığını ileri sürerken Xi Jiping’in küreselleşmeyi benimsediğini açıklaması Çin’in geldiği yeri fazlasıyla açıklıyor.

Devam edecek (…)

//  TİKP Genel Başkanı İsmail Durna //

Etiketler: # # # # #